Yazmış bulundum…


Bir şair ne zaman ölür?

Apr 5, 2010 Yazar: Erdal Kaplanseren | Kategori: Mevzu
Bir şair ne zaman ölür? Şairler ve şiirseverler arasında sıklıkla konu olan bir sorudur. Cevabı bilinmez. Belki de sadece şairin kendisi bilir bu sorunun cevabını.
Şairlerin son dönem şiirlerine bakılacak olursa, ölümün ağırlığı hissedilir. Cemal Süreya’nın, Edip Cansever için söylediği bir söz vardır şiirinde, “fazla şiirden öldü Edip Cansever” diye. Ne var ki Nazım Hikmet aşktan ölmüştür. Doktoru Nazım’a “aşkın peşinden gidersen 4 yıl yaşarsın, sakin bir hayat sürersen çok daha uzun” demişti tedavi sürecinde. Nazım Hikmet, Vera’nın saman sarısı saçlarını tercih etti. 3 yıl sonra da öldü.
Şairlerin zamanı farklı çalışır. Her bir günü gece ve gündüz olarak iki defa yaşarlar. Bu yüzden, Nazım Hikmet 100 yaşının üzerindeydi öldüğünde; Edip Bey de, Cemal Abi de, Turgut Uyar da…
(Bu yazıyı gelecekte çok daha uzun ve kapsamlı yazmak üzere blog’uma yerleştiriyorum. Bu konu çok daha fazlasını hak ediyor.)

Cemal Süreya’nın gözleri

Nov 5, 2008 Yazar: Erdal Kaplanseren | Kategori: Okumalar

cemal süreya’dan bahsedildiğinde, güzel aşk şiirleri yazdığı söylenir. bana kalırsa cemal süreya aşk şiiri değil, âşık şiirleri yazmıştır. şiirinde aştan ziyade âşıktan, âşıklardan bahseder. derim ki, aşkı anlatmanın en güzel yolu, âşığı anlatmaktır. cemal süreya ile ilgili çok şey anlatılabilir. zira çok zengin, renkli, curcunalı bir hayat sürmüş bir abimiz. bazı insanlara, arada ne kadar büyük saygı-hürmet denizleri olsa da, “abi” diyebilmek bambaşka bir samimiyetin eseridir. (more…)

Turgut Uyar’ın penceresi: Gök, bulut, su

Oct 27, 2008 Yazar: Erdal Kaplanseren | Kategori: Okumalar
Ne zaman dara düşsem; hayattan, insanlardan, düşüncelerden, şehirlerden kaçasım gelse hızır gibi yetişir Turgut Uyar. Bir şiir tutuşturur elime, tertemiz bir nefes gibi.
Turgut Uyar şiiri öyle bir şiirdir ki, sanki sadece okuyanı için yazılmıştır ve sadece okuyanının çözebileceği şifrelerle doludur. Bir Turgut Uyar şiiri okurken gökyüzü mavileşir, güneş ağaç dalları arasından gülümser, kuşlar yakından uçar, yapraklar ağır çekimde düşer, sular karnesini almış bir çocuk coşkusuyla akar akar durur.
“Kişiye özel”dir Turgut Uyar’ın şiiri. Okuyanı için özel olarak yazılmıştır, o kişiye özgü gizler saklıdır satır aralarında.
Turgut Uyar şiirini okurken, sanki, uzun saçlı bir kız çocuğunun saçları tararım usul usul. Her Turgut Uyar şiirinde bir kadının saçları örülür bir yerlerde. Ve bir kadının saçları örüldüğünde, artık ölümcül bir silahtır.
Gök, bulut, su… Turgut Uyar’ın en munis, böyle, ne bileyim… En yalvaç şiiridir bana göre… Durup dururken akla gelebilir dizeleri. İnsan bu şiiri okuduğunda ezberlenmemesi gerekecek kadar özel olduğunu fark ediyor. Hep diyorum ki, bu şiir burada kenarda kalsın, birkaç yıl sonra tekrar okuyayım. Birkaç birkaç yıl sonra bir daha, daha birkaç yıl sonra da okurum. İşte, böyle bir şiir…

gök, bulut, su

senin bardağına koyduğum su
o suyun rengi başkadır
tut ki ığdır düzlerinde bir çadır
sivas yöresinden bir ölüm
ya da kaçak bir bitlis cigarası
çünkü o göğün ve bulutun
birlikte uykusudur

seni ilk haziranda görmüştüm
şapka giymemiştin çünkü yazdı
zaten hiç giymezdin belki de
kimin dünyayı görecek hali vardı oysa
sokaklar mavilik demetleri şunlar bunlar
şunlar bunlar diyorsam unutulmaz şeylerdi ha
örneğin çiçekti her şeyin ilk yarısı
ellerim ceplerime gitti durup dururken
yani herkesin aşk aşk dediği buysa

şarkı bile söyleyebilirdim bir tavanarasında
çocuk gözlerindeki şaşkınlığı tadarak
yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun bir cuma günü
kıyıya inmeden hiç alışkın olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir bir bakarak
şimdi senin bardağına koyduğum su var ya
bu suyun rengi başkadır

ben ne soğuk demirciyim ne terzi kalfası
ne marangoz ne bir gemi tayfası
istedim olamadım o başka
yani ne bulut ne gök ne çadır ve ölüm
ellerimin rengi biraz kırmızı da
galiba ondan

Sorunuzu aşağıdaki kutuya yazın, Formspring.me’den cevap yazayım

BlogKüme