Blog

Archive - November 2000

31.01 20104

Yarısı içilmiş bir ufak rakı

By: Erdal Kaplanseren Categories:Hayat, Mazi

Yaşadığım bu eve taşınmamdan hemen önce öğrendim, benden önceki kiracısının 32 yaşında kan kanserinden ölen bir genç kız olduğunu. Eşyalar taşınmadan önce son bir defa gelip temizlikçileri getirmem, ön hazırlığı tamamlamam gerekiyordu. Fakat aklımda hep bu düşünceler dolaşıyordu. Birkaç parça eşyası kalmıştı. Bozuk bir telefon, alışverişlerden kalma fişler, yeni alınmış televizyonun kolisi, rengi solmuş bir su bardağı, yemek siparişi verilen lokantalarının broşürleri, bir tişört, bir çift ev terliği ve ayakkabı çekeceği… Ve bir de yarısı içilmiş bir ufak rakı. Lavabonun altındaki dolabın kapağını açtığımda gördüm onu. Yarısı içilmiş bir ufak rakı! O anda içimden gelen bir çıtırtıyı duydum.  

read more
28.10 20081

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

bana kalırsa ikinci yeni'nin üç asından (diğerleri cemal süreya ve turgut uyar'dır) en karmaşık ve en az anlaşılmış şairi edip cansever'dir. şimdi biliyorum yeri değil, bu yüzden detayına girmeyeceğim. fakat neden böyle dediğimi merak ediyorsanız bu şairimizin yaşam hikayesine bir bakın internetten. sonra da "ben ruhi bey nasılım" şiirini okuyun. bana hak vereceksiniz.  

read more
27.10 20080

Diyalektik mutsuzluklar

Murathan Mugan'ın en güzel şiiri hangisidir diye bana sorulursa vereceğim cevap Diyalektik Mutsuzluklar olur. Bu şiir ilk olarak Murathan 95 kitabında yer almıştı. Sonralıkla, şairin "Doğduğum Yüzyıla Veda" adlı seçme şiirinlerden oluşan kitabında da yer aldı ve bu kitap Murathan'ın daha meşhur olduğu bir dönemde çıktığından epeyce tanındı. 90'ların başlarından bu yana Murathan Mungan okuyorum ve sanırım bu şiir kadar beni büsbütün etkileyebilmiş bir başka eseri yok. Her sözcüğü, her satırı, her dizesiyle buz gibi bir rüzgarın yüzü yakması gibi bir keskinlikte... Sanki bu şiir, soğuk iklimlerin şiiri. Ama ben bu şiiri en çok, bir Ağustos sıcağında okudum. Eskişehir treninde. Yemekli vagonun en boş masasında. Sayısız bira şişesinin iniş yaptığı uçak pisti gibi bir masada. Murathan 95'in saman sarısı sayfalarından birinde. Bira şişeleri, patates kızartması, camel sigarası ve Murathan 95... Bazı şiirler, ilk okuyuşumuzda hayatımıza yayılacaklarını, ömrümüze bedelleneceklerini belli ederler. Bu şiir, daha ilk dizesinde ele veriyordu kendisini. "Bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı"... Diyalektik mutsuzluklar sessiz bir içekapanıklıktan, munis bir kendibaşınalıktan, soğuk bir evden bahsediyor. Galiba sadece sarılmalarla ısınabilecek bir ev. Bir insana, bir kediye, bir kitaba sarılarak ısınabilir insan. Biliyorum bulmak neredeyse imkansız, ama Murathan 95'i edinebilirseniz okuyun. Aslında bu kitap okunacak bir kitap değil. İçinde yaşanacak bir kitap. İnsanın sarılarak okuyabileceği bir kitap. Mısır Çarşısı'na benzetiyorum ben Murathan 95'i. Binlerce renk, binlerce koku, binlerce ses var içinde. diyalektik mutsuzluklar bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı ellerinde rüzgârın taşınmaz çamurları var köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi terk edilmek korkusu susarsın bir silahsızlanma akşamı susarsın dudaklarında ıslıklar kanar öpülmez dudakların ıslık yarası mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü kolları bağlı hüzün olsun dört yanım ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin sonra derler haklıdır sevdası geç olur ki artık onarmaz rakılar geç olur bir yaraya rakının dağılması sen denize sırtını dönen uykusuz dağlı, gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin) nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini) barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm nasıl taşıdım bunca yıl delirmiş saçlarında o eski şark yelini biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır dokunmasam eşkıya uykusuzluğu çetin silahlar gibi. Şubat 1979

read more

    San Fran.

    19:43

    Istanbul

    21:43