Teknolojiye, iletişime, gazeteciliğe ve hayata dair notlar…


Ocak ayının en başarılı dergisi PCnet!

Feb 3, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: İş-Güç

Bir derginin başarısında, dağıtıma verilen adet ile satış adedi arasındaki fark büyük önem taşır. “İade oranı” olarak nitelendirilen bu rakam, derginin satış kârlılığı konusunda da fikir verir. Biz dergiciler için, iade oranı ne kadar düşükse, o kadar iyidir. Bunca yıllık meslek hayatımda gördüm ki, yüzde 20-30′lardaki iade oranları “kabul edilebilir” olarak yorumlanabiliyor. Yüzde 40 ve üstü iade oranı ise ortada ciddi bir sorun olduğu anlamına geliyor. Bu sebepten, benim için en önemli başarı kriterlerinden biri iade oranıdır. Türkiye gibi geniş bir coğrafyaya, on binlerle tarif edilen rakamlarda dergi dağıtmak ve bu dergilerin büyük kısmını satışa çevirmek her derginin harcı değil.

Lafı fazla uzattım yine; paylaşmak istediğimiz mutluluğumuza geçeyim: Dergilerin Ocak sayılarına ait kesin satış rakamları açıklandı. PCnet’in satışı 30.700! Güzel bir rakam bu. Daha güzeli ise iade oranımız. Ocak sayımızın dağıtım adedi 35.000′di. İade oranı ise %12 olarak gerçekleşti. Doğan Burda grubunda Ocak’ın en düşük iade oranı bu. Yüksek ihtimalle diğer gruplarda da daha düşük bir iade oranı yok. Geçmiş dönem raporlarına baktığımda, diğer dergi gruplarında, iade oranı olarak yüzde 20′nin altına inmiş dergi yok. Bu sebepten açıklamakta beis görmüyorum: Ocak’ın “yok satan” dergisi PCnet oldu. Teşekkürler Türkiye! :)

Ekonomist dergisinin 100.000 barajı

Jan 24, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: Mazi, İş-Güç
2000 yılında, Doğan Burda Rizzoli’de “.net” dergisinin yayın yönetmeni olarak çalışırken, borsanın coştuğu zamanlardı. Ekonomist dergisi rekor üstüne rekor kırıyordu. Aylık yönetim toplantısının gündemi, Ekonomist’in o haftaki üretim adedini belirlemekti. Çünkü 100.000 gibi bir adet vardı gündemde. Hesaplardan sonra, 100.000 adet üretim kararı çıktı.
Neşe içinde büyük toplantı odasından çıktık ve gördüğümüz manzara bizi şaşkına çevirdi. 1 saat önce her şey yolundayken, bir anda bembeyaz olmuştu dışarısı. Üstelik sonraki günler için de havanın karlı olacağı söyleniyordu.
Henüz toplantı odasının kapısındayken gerisin geri içeri girdik ve üretim adedi revize edildi. Kar bütün hesapları bozmuştu. Çünkü dergi satışlarının büyük kısmı İstanbul’dan geliyor. Yoğun kar olduğu zamanlarda insanların öncelik sıralamasında “dergi almak” epeyce gerilere düşüyor. Belki bu durum bir aylık dergi için çok büyük sorun teşkil etmez. Fakat bir haftalık ekonomi-borsa dergisinde bir günün büyük önemi var.
O dönemden sonra ne yazık ki 100.000 adet üretmek gibi bir gündem oluşmadı. Haftalık dergi tarihinde aşılması zor bir rekora imza atacaktı Ekonomist. Bu durum, Ekonomist dergisinin farklı rekorlara imza attığı gerçeğini değiştirmiyor elbette. :)

2000 yılında, Doğan Burda Rizzoli’de “.net” dergisinin yayın yönetmeni olarak çalışırken, borsanın coştuğu zamanlardı. Ekonomist dergisi rekor üstüne rekor kırıyordu. Aylık yönetim toplantısının gündemi, Ekonomist’in o haftaki üretim adedini belirlemekti. Çünkü 100.000 gibi bir adet vardı gündemde. Hesaplardan sonra, 100.000 adet üretim kararı çıktı.

Neşe içinde büyük toplantı odasından çıktık ve gördüğümüz manzara bizi şaşkına çevirdi. 1 saat önce her şey yolundayken, bir anda bembeyaz olmuştu dışarısı. Üstelik sonraki günler için de havanın karlı olacağı söyleniyordu.

Ekonomist

Henüz toplantı odasının kapısındayken gerisin geri içeri girdik ve üretim adedi revize edildi. Kar bütün hesapları bozmuştu. Çünkü dergi satışlarının büyük kısmı İstanbul’dan geliyor. Yoğun kar olduğu zamanlarda insanların öncelik sıralamasında “dergi almak” epeyce gerilere düşüyor. Belki bu durum bir aylık dergi için çok büyük sorun teşkil etmez. Fakat bir haftalık ekonomi-borsa dergisinde bir günün büyük önemi var.

O dönemden sonra ne yazık ki 100.000 adet üretmek gibi bir gündem oluşmadı. Haftalık dergi tarihinde aşılması zor bir rekora imza atacaktı Ekonomist. Bu durum, Ekonomist dergisinin farklı rekorlara imza attığı gerçeğini değiştirmiyor elbette. :) İstanbul’u kuşatan karlara bakarken aklıma gelmiş, 10 yıl öncesinden bir anıyı paylaşmak istedim…

Bayiler dergileri sergileyemiyor

Jan 2, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: İş-Güç
Türkiye’de dergi satışlarının yarısından fazlası süpermarket ve kipta-müzik mağazalarında yapılıyor. Gazete-dergi bayilerinin sayısı ise kat kat daha fazla. Bayilerde dergi az satılıyor, çünkü dergileri gösteremiyorlar. Ülkemizdeki bayiler genellikle çok küçük bir alana sahip.
3 saniye önce – Yorumla – Paylaş – Düzenle
Okuyucuyu ikna eden dergi kapağı ve promosyonları sergileyemedikleri için satışlar istenen seviyede olamıyor. Üst geçitlerin altında, kaldırımda, yol kenarında vs kenara sıkışmış bayiler dergileri ne kadar gösterebilir ki? Okuyucunun dergiyi almaya karar vermesi için kapağını tam olarak görmesi ve incelemesi gerekiyor. Bizim bayilerde durum nasıl? Derginizin adını söylüyorsunuz, veriyor ve alıyorsunuz. Önceden inceleme şansınız yok. – Erdal Kaplanseren (düzenle | sil)
Halbuki dergi incelemek büyük keyiftir. Kitabevi ve marketlerde dergi standı önünde vakit geçirmek benim için büyük eğlence. Almasam bile pek çok derginin kapağını incelerim. Yurt dışında gördüğüm sokak bayileri dergileri sergileme konusunda çok başarılı. Bizde dergi incelemek için mecburen markete veya kitabevine gitmelisiniz. Bayilerin sayısı kat kat fazla ama satış performansları çok düşük. – Erdal Kaplanseren (düzenle | sil)

Gazete ve dergi tüketiminin disiplinleri çok farklı. Gazete satışında da şüphesiz manşetin ve promosyonun etkisi büyük; ancak gözü kapalı gazete almak da çok yaygın. Bayiye gidersiniz, istediğiniz gazetelerin adını söylersiniz ve alırsınız. Fakat dergide durum tamamen farklı.

İşte örnek bir bayi tasarımı

Düzenli veya düzensiz alınan haftalık veya aylık dergilerde, kapak ve promosyon duyarlılığı okuyucu nezdinde çok daha yüksektir. Okuyucunun dergisi satın alması için biz dergiciler türlü çabalar sarf ediyoruz. Kapak tasarımını etkileyici kılacak görsel çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca promosyonlarımızı da göze hoş gelecek biçimde dergi poşetinin ön yüzünde sergiliyoruz. Kullandığımız başlıklar hem konuları iyi ve etkileyici biçimde ifade etme güdüsünü içeriyor, hem de tüketicileri almaya yönlendirmeye çalışıyor.

Tüm bu çabalar ve organizasyonlar okuyucunun dergiyi ilk görüşte merak etmesi ve inceledikten sonra satın almaya yönlendirmek için. Gelin görün ki, ülkemizdeki satış kanallarının durumu içler acısı. Son yıllarda sayıları artan büyük marketler ile kitap ve müzik mağazaları sayesinde neyse ki dergilerimizi ferah stantlarda sergileyebiliyoruz. Çünkü sokaktaki bayide bırakın dergi kapağını göstermeyi, orada varlığınızı hissettirmeniz bile çok zor.

(more…)

View my FriendFeed

BlogKüme