<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erdal Kaplanseren&#039;den hayata dair notlar...</title>
	<atom:link href="http://www.kaplanseren.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaplanseren.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 May 2012 22:16:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Şövalyelerin kanı mavi akar</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/sovalyelerin-kani-mavi-akar/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/sovalyelerin-kani-mavi-akar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 00:10:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214668017</guid>
		<description><![CDATA[Orta Çağ döneminde, İngiltere&#8217;de yaygın bir inanışa göre soyluların kanları mavi imiş. Bu rivayetin pek çok farklı hikâyesi var. Alabildiğine beyaz tenli soyluların kan damarlarının belirgin biçimde görünmesi ve -aslında soylu olmayanlardaki gibi- damarların mavi renge sahip olması en yaygın bilinen sebep. Fakat iş bununla bitmiyor. O dönemden sonra da yaşayan ve günümüzde İngiltere&#8217;de zengin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/05/Kan-mavisi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214668018" title="Kan mavisi" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/05/Kan-mavisi-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" /></a>Orta Çağ döneminde, İngiltere&#8217;de yaygın bir inanışa göre soyluların kanları mavi imiş. Bu rivayetin pek çok farklı hikâyesi var. Alabildiğine beyaz tenli soyluların kan damarlarının belirgin biçimde görünmesi ve -aslında soylu olmayanlardaki gibi- damarların mavi renge sahip olması en yaygın bilinen sebep. Fakat iş bununla bitmiyor. O dönemden sonra da yaşayan ve günümüzde İngiltere&#8217;de zengin züppe gibi bir anlamda kullanılan &#8220;blue blooded&#8221; benim için farklı anlamlar da taşıyor.</p>
<p>Bir defa, kanın mavi akması düşünce olarak etkileyici ve bir hayli şiirsel. Bunu destekleyen argümanı Edip Cansever&#8217;den alıyorum. &#8220;Manastırlı Hilmi Beye Birinci Mektup&#8221; adlı şiirinde, Edip Cansever &#8220;dudaklarım kan mavisi bugün&#8221; diyor. Bir insanın dudakları ne zaman mavi olur? Mor değil ama masmavi&#8230;</p>
<p>Mavi pek çok şeyin rengidir. Elektriğin rengi mavidir örneğin. Sonra alev mavidir bazen, en içten yandığı zamanlarda. Sigaranın dumanı mavidir, deniz mavidir, gökyüzü mavi, bazen süt de mavidir. Fakat en güzel mavi insanın gözlerindedir, yarimin gözlerinde. Ben onun gözlerine ne zaman baksam, gözlerim mavileşir.</p>
<p>Bazı günler başımı yastıktan kaldırdığımda hissederim bunu, kendi kendime tekrar ederim, &#8220;dudaklarım kan mavisi bugün&#8221; derim. O günler hep diğerlerinden farklı olmuştur. Benimki gibi dudakları mavileşeni hiç görmedim. Belki de insan sadece kendinde görüyordur bunu. Kim bilir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/sovalyelerin-kani-mavi-akar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hemzemin</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/hemzemin/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/hemzemin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 13:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667986</guid>
		<description><![CDATA[John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” adlı kitabındaki Lizbon bölümünde şöyle diyor: “Annem ağladığı zaman yüzünü benden başka bir yana çevirmeye çalışırdı. O ağlarken ben beklerdim, uzun bir trenin hemzemin bir geçitten geçip gitmesini beklediğim gibi.” Gerçekten de erkeğin en büyük çaresizliği, karşısında ağlayan bir kadına bir şeyler söylemesi gerektiği anda ortaya çıkıyor. Söyleyeceği herhangi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667988" title="Hemzemin geçitte bir tren" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/04/Hemzemin-geçitte-bir-tren-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" />John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” adlı kitabındaki Lizbon bölümünde şöyle diyor: “Annem ağladığı zaman yüzünü benden başka bir yana çevirmeye çalışırdı. O ağlarken ben beklerdim, uzun bir trenin hemzemin bir geçitten geçip gitmesini beklediğim gibi.”</p>
<p>Gerçekten de erkeğin en büyük çaresizliği, karşısında ağlayan bir kadına bir şeyler söylemesi gerektiği anda ortaya çıkıyor. Söyleyeceği herhangi bir şey durumu daha da kötüleştirebilir. Hiçbir şey yapmamak da duyarsızlık ve kabalık olarak anlaşılabilir. İnanın ne yapılması gerektiğini ben de tam olarak bilmiyorum. Bu yüzden John Berger gibi bekliyorum. Uzun bir trenin hemzemin bir geçitten geçip gitmesini beklediğim gibi bekliyorum.</p>
<p>Çünkü söyleyecek sözünüz yoksa en iyisi susmaktır. Karşısında sessizce gözyaşı döken kadına bu suskunlukta yoldaşlık etmek için erkeğin hiçbir şey söylememesi de bir yol belki de. Bazen insanlar sadece susarak anlaşırlar. Kelimeler kifayetsizdir. Erkek söylemeye kalksa düğümlenip kalır boğazında sözcükler. Kadının alabora olur dudakları, bir gözyaşı fırtınasında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/hemzemin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazı aşklar geldikleri gibi giderler</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/bazi-asklar-geldikleri-gibi-giderler/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/bazi-asklar-geldikleri-gibi-giderler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 00:37:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667979</guid>
		<description><![CDATA[Bazı şeyleri zaman birimleriyle ölçmeyecek kadar hayatı tanımaya başladığımızda, ruhumuzda bıraktığı tortuların farkına varıyoruz. Güzel bir film izlemek, bir roman okumak, ruhumuza bir şarkının değmesi, bir şiirin mermi gibi sıyırıp geçmesi. Nasıl geçip gittiği değil de, nasıl başladığı ve ömrümüze nasıl gün gün yayıldığı daha mühim hâle geliyor. O ilk tatlar, ilk dokunuşlar, ilk heyecanlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667980" title="Bazı aşklar geldikleri gibi giderler" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/04/8ce6a47483da11e1b10e123138105d6b_7-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" />Bazı şeyleri zaman birimleriyle ölçmeyecek kadar hayatı tanımaya başladığımızda, ruhumuzda bıraktığı tortuların farkına varıyoruz. Güzel bir film izlemek, bir roman okumak, ruhumuza bir şarkının değmesi, bir şiirin mermi gibi sıyırıp geçmesi. Nasıl geçip gittiği değil de, nasıl başladığı ve ömrümüze nasıl gün gün yayıldığı daha mühim hâle geliyor. O ilk tatlar, ilk dokunuşlar, ilk heyecanlar, ilk çekingenlikler. Şiddetli, altüst edici, sarsıcı bir şeyler arıyorsanız çok fazla seçeneğiniz kalmıyor aşktan başka. &#8220;Ki aşk da kısa ömürlüdür, başlar gibi biter&#8221; dediği gibi şairin. Zamanla değil ama, ömürle ölçebilirsiniz aşklarınızı. Ömrünüze yayılan aşkların sayısı öyle parmakla sayılacak kadar çok değildir, bilirsiniz. Güzel başlar, acı biter. Güzel bittiği nerede görülmüştür?</p>
<p>Bazı aşklar saman alevi gibi yanar-yakar-biter. Başlar gibi biter. Kelebek ömrü kadar, siz onu uçarken gördüğünüzde bir ayağı çukurdadır. Bazı aşklarsa kısık ateşte pişer. Belki diğerleri gibi şiddetli ve kahredici değildir, fakat gün gün ömrünüze yayılır. Yatılı gelir, bir ömür kalır. Artık misafir değildir. Efendinizdir, dizlerinin dibi memleketinizdir. Bırakın bilmesin, siz biliyorsunuz ya, o yeter.</p>
<p>Bazı aşklar geldikleri gibi giderler. Sadece hatırlanırlar. Hatırladıklarımız bizim değildir, bizden değildir, sönmüş bir yanardağ kadar zararsızdır. Hatıra olan bir aşktan kimseye hayır gelmez. Her hatıranın anısı yoktur. Sigaranızın dumanı gibi dağılır gökyüzünde hatırası.</p>
<p>Bazı aşklar geldikleri gibi giderler. Kalmasını ister miydiniz? Ne istediğinizi bilseydiniz, zaten âşık olmazdınız. Aşk, ne istediğini bilen kişinin işi değildir ki. O saman alevinde ısındınız mı? Belki ürkek bir sızı kaldı. O kadar.  Gördünüz değil mi kelebeğin kanat çırpışlarını. Geldiği gibi gitti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/bazi-asklar-geldikleri-gibi-giderler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ömre kaç yalnızlık sığar?</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/bir-omre-kac-yalnizlik-sigar/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/bir-omre-kac-yalnizlik-sigar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 22:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667965</guid>
		<description><![CDATA[Ben hiç yalnız kalmadım. Veya şöyle söyleyeyim, ben hep yalnızdım. Nasıl baktığımıza, yalnızlıktan ne anladığımıza göre değişiyor cevap. Korkunç bir şeydir kimileri için. Pek çok insan için ise hayat yalnızlıktan ibarettir. Sadece misafirler olur; gelirler ve giderler. Bir kahve içimi, biraz sohbet, şunlar bunlar. Sonra yine kendinle baş başa. Kimseler bilmez, görmez, kendi kalabalıklarıyla meşgulken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667968" title="Bir ömre kaç yalnızlık sığar" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/04/Bir-ömre-kaç-yalnızlık-sığar-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" />Ben hiç yalnız kalmadım. Veya şöyle söyleyeyim, ben hep yalnızdım. Nasıl baktığımıza, yalnızlıktan ne anladığımıza göre değişiyor cevap. Korkunç bir şeydir kimileri için. Pek çok insan için ise hayat yalnızlıktan ibarettir. Sadece misafirler olur; gelirler ve giderler. Bir kahve içimi, biraz sohbet, şunlar bunlar. Sonra yine kendinle baş başa. Kimseler bilmez, görmez, kendi kalabalıklarıyla meşgulken sizin yalnızlığınızın lafı bile olmaz. Yalnız bir insanın evinde yalnızlığın kokusu sinmiştir duvarlara, eşyalara. Perdeleri kapanmaz o evlerin.</p>
<p>Yalnızlık bazen çok geç fark edilir. Ansızın, ortada hiç bir şey yokken yalnız olduğunuzu, hem de uzun süredir yalnız olduğunuzu fark edersiniz. Sonra oturup, kaç zamandan beri kendinizle başbaşalığınızın hüküm sürdüğünü anlamaya, hesabetmeye çalışırsınız. Mümkün değil, bilemezsiniz. Yüzyıllardır yalnızsınız belki kim bilir. Yalnızlık ağırdır. Yorar, üzer ve bunun tam da aksine tezler öne sürersiniz başkaları gibi, yalnızlığı yüceltecek özlü sözler bulursunuz bir yerlerden. Zor değildir bulmak. Yalnızlar güzel yazar, güzel anlatır. Fakat yalnızlık, bir mağduriyettir. Hayattan alacaklıdır tüm yalnızlar.</p>
<p>Yalnızlık, bir insanın tek başına altından kalkamayacağı kadar ağır bir şeydir. Bunu sürdürebilirsiniz. Yalnızlığı seçmiş, tercih etmiş olabilirsiniz. Fakat lütfen bazen, yani fırsat buldukça misafirlerinizi kabul edin. Yalnızlık bir ömür sürmemeli. Bir kahve içimine, yatılı misafirliğe veya bir ömürlük misafirliğe gelenler olabilir. Bir adam, bir kadın, bir çocuk&#8230; Merak etmeyin, o özlediğiniz yalnızlık sizden hiç ayrılmayacak. Yokladığınızda göreceksiniz yalnız yanınızı başucunuzda. Yaşam ve ölümün tek değişmezi belki de yalnızlık. Başlarken, yaşarken, biterken. Hep yalnızız&#8230; Tek ve hür.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/bir-omre-kac-yalnizlik-sigar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat yaşayabildiğin kadardır</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/hayat-yasayabildigin-kadardir/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/hayat-yasayabildigin-kadardir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 21:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667952</guid>
		<description><![CDATA[Öldükten sonra, &#8220;ne hayattı be!&#8221; diyebileceğimiz bir hayat yaşamak lazım. Dolu, hızlı, fişşek gibi. Kolay mı böyle bir hayat yaşamak? Hiç değil. Ellerimizi kirletmeden yapamayız bunu. Ve kolay olsaydı herkes yapardı. Çok zor da değil aslına bakarsanız. Sadece zahmet istiyor. Peki ne zaman, hangi arada yaşayacağız tüm bunları? Ne gelir elimizden, bir ömrü tüketmek üzereyken bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/04/31adfd74656611e180d51231380fcd7e_7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667954" title="Hayat yaşayabildiğin kadardır" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/04/31adfd74656611e180d51231380fcd7e_7-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Öldükten sonra, &#8220;ne hayattı be!&#8221; diyebileceğimiz bir hayat yaşamak lazım. Dolu, hızlı, fişşek gibi. Kolay mı böyle bir hayat yaşamak? Hiç değil. Ellerimizi kirletmeden yapamayız bunu. Ve kolay olsaydı herkes yapardı. Çok zor da değil aslına bakarsanız. Sadece zahmet istiyor.</p>
<p>Peki ne zaman, hangi arada yaşayacağız tüm bunları? Ne gelir elimizden, bir ömrü tüketmek üzereyken bu gerçeğin ayırdına vardığımızda? Bilir de yaşamaz mıyız, korkar mıyız, yoksa kendimize güvenmez miyiz?  Bir sebebi olmak zorun da mı kocaman bir mutsuzluğun? Halbuki hayat başarılan bir şey değil ki. Başarmayı hangi beklenti besledi; biz karar vermedik ki buna! Neden bu zorunluluk? Hakkımız saklı; yenilme, mutsuz olma, mutsuz ölme, yalnız ölme hakkımız cebimizde.</p>
<p>En iyi yaşayanlar, en hızlı koşanlar mı? Hayatı ortalamada en mutlu geçirenler mi finalde kazanan olacak? Ah ah, savaşların kazananı yoktur ya; hayat da bir savaş gibi. Mutluluk ölçülemez ki. Mutluluk amaç da olamaz; öyle olursa değerini yitirir ve imkânsızlaşır. Mutsuzluk amaç olabilir ama. Mutsuz ama iyi bir hayat yaşayabilir insan. İyiden kastım çok farklı elbet. Bana göre, benim aklımdaki &#8220;sıkı&#8221; hayat için iyi. Onu yaşıyor muyum? Hayır. Yaşayacak mıyım kalan zamanda? Bi ihtimal. İhtimaller olmasa hayat bu kadar eğlenceli olmazdı. Yarın evden çıktığımda yan binadaki dikkatsiz temizlikçinin ayağıyla çarptığı saksı, bana bir elvedanın kapılarını açabilir. Ölüm de ihtimallerden biri olduğu için böylesine heyecanlı yaşıyoruz zaten.</p>
<p>Yaşarsın, bazen de farkında olmadan yaşarsın. Bittiğinde, artık çok uzakta olduğunda ayırdına varırsın. Senin mutsuzluğun, senin kaybedişin, senin kaçışın, senin pes edişin belki de hayatta sana yaşadığını en çok hissettiren şeylerdi. Hayat akıp gidiyor ve biz yaşayan ölüler gibi farkında olmaksızın tüketiyoruz zamanı. Nadiren farkına varıyoruz, evet bir hayat var. Ve kısa bir uyanış gibi, sonrasında tekrar derin uyku. Hey, oradaki, yaşıyor musun? Yoksa yıllar önce öldün de haberin mi yok? İçine düştüğün o berbat rutin çok tatlı bir yandan değil mi? Evet, rutin iyidir. Şu anda, tam olarak şimdi yaşadığın hayatın, arzu ettiğinin ne kadar uzağında olduğunu hesap etmek için herhangi bir ölçü biriminden faydalanamazsın. Zaman da yetmez dostum hayır. Yaşayacaktın, sen bilirsin. O şehir, o kadın, o adam, o temmuz çok uzakta şimdi. Oturup ağlamanın da faydası yok. Nefesin yettikçe yenilerini bul, yenilerini yaşa. Hayat yaşayabildiğin kadardır.</p>
<p>Öldükten sonra, &#8220;ne hayattı be!&#8221; diyebileceğimiz bir hayat yaşamak lazım. Dolu, hızlı, fişşek gibi. Kolay mı böyle bir hayat yaşamak? Hiç değil. Ellerimizi kirletmeden yapamayız bunu. Ve kolay olsaydı herkes yapardı. Çok zor da değil aslına bakarsanız. Sadece zahmet istiyor. İnanın bu zahmete değer. Her anı için değer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/hayat-yasayabildigin-kadardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paramparça</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/paramparca/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/paramparca/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 20:56:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667857</guid>
		<description><![CDATA[Hayattaki en acı verici şeylerden biri nedir biliyor musunuz? Hayal kırıklığı. Hiçbir merhem iyileştiremez derin bir hayal kırıklığının açtığı yarayı. En büyük ve onarılmaz hayal kırıklıklarını, en sevdiğimiz ve üzerlerine hayaller bina ettiklerimiz açar. Kırılma değil ki bu. Dev bir kristalin yüksekten betona çakılması esasında. Binlerce parçaya ayrılır; kırılmakla kalmaz yani hayalleriniz, dört bir yana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Paramparça" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01/tumblr_l53u6akddJ1qbn70xo1_500.jpg" alt="" width="284" height="287" />Hayattaki en acı verici şeylerden biri nedir biliyor musunuz?</p>
<p>Hayal kırıklığı.</p>
<p>Hiçbir merhem iyileştiremez derin bir hayal kırıklığının açtığı yarayı. En büyük ve onarılmaz hayal kırıklıklarını, en sevdiğimiz ve üzerlerine hayaller bina ettiklerimiz açar.</p>
<p>Kırılma değil ki bu. Dev bir kristalin yüksekten betona çakılması esasında. Binlerce parçaya ayrılır; kırılmakla kalmaz yani hayalleriniz, dört bir yana öyle bir dağılır ki, kimse toplayamaz artık bu cam kırıklarını. Paramparça hissetmenin ne demek olduğunu sizden iyi kimse bilemez.</p>
<p>Ne kadar “geçti, tamam, iyiyim” deseniz de adınız gibi bilirsiniz ki, içinizde uçurumlaşan hayal kırıklığını hiçbir şey onaramaz. Bir insanın kalbinin kırılması, ömrünün yarısına bedeldir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/paramparca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tedavülden kalkmış hayaller albümü</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/tedavulden-kalkmis-hayaller-albumu/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/tedavulden-kalkmis-hayaller-albumu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2012 21:33:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667862</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta başarmak istediğimiz şeyleri ne sebeple yapmak istediğimizi, bunun gerekliliğini, eski bir kararın günlük hayatımızda hükmünün kalıp kalmadığını anlamak için boşluktaki yansımamıza bakmamız gerekiyor belki de. Çocukluk veya gençlik çağlarımızda bir şekilde kafamızda yer etmiş misyonların geçerliliğini yitirip yitirmediğinden emin miyiz? Üstelik tüm bunları yapmak için zamanımız giderek azalırken&#8230; Sen; tam olarak ne yapmak istiyorsun? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/03/200708msullivan11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1162" title="Tedavülden kalkmış hayaller albümü" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/03/200708msullivan11.jpg" alt="" width="387" height="500" /></a>Hayatta başarmak istediğimiz şeyleri ne sebeple yapmak istediğimizi, bunun gerekliliğini, eski bir kararın günlük hayatımızda hükmünün kalıp kalmadığını anlamak için boşluktaki yansımamıza bakmamız gerekiyor belki de. Çocukluk veya gençlik çağlarımızda bir şekilde kafamızda yer etmiş misyonların geçerliliğini yitirip yitirmediğinden emin miyiz? Üstelik tüm bunları yapmak için zamanımız giderek azalırken&#8230;</p>
<p>Sen; tam olarak ne yapmak istiyorsun? &#8220;Bir şey olmak&#8221; ve aslında edinmek istediğin kimliği cebine koyman için hayatın o fırsatları sana sunma ihtimali sürüyor mu? Olabilirliğinin ötesinde, bunu yapmak sana gerçekten ilk planladığın zamanlardaki mutluluğu verecek mi? Belki de hayalken güzeldi.</p>
<p>Diyelim yeterince zamanın var ve koşullar uygun. Bir başka insan olduğunda geride bırakacağın &#8220;sen&#8221;i özlemeyeceğini kim garanti edebilir? Yeni arkadaşlar, yeni aşklar, yeni mekanlar, yeni bir iş, yeni bir şehir! Geride bıraktıklarını sadece hüzünlü gecelerde değil, nefes aldığım her an özleyeceksin. Bu olabilir. Büyük ihtimalle kendini, sandığından daha az tanıyorsun.</p>
<p>İnan çok zor değil, bir hayali yıkıp kendine daha olası planlar yapmak. Kanepeye uzan, başını kenarlığa koy ve bakışlarını boşlukta bir noktaya kilitle. Orada bulacaksın kaç zamandır olmak istediğin &#8220;sen&#8221;i. Sana yabancı gelecekse o yansıman, son bir defa bak ona ve hayatına kaldığım yerden devam et. Mutluluk bir mecburiyet değil. İstediğin ve yaşadığın hayat sana mutluluk vaat etmiyor olabilir. Yaşadığın hayat belki de geçerliliğini yitirmiş hayallerden daha iyidir. Doğrul, banyoya git, yüzünü yıka, aynaya bak. Sen gerçeksin. Az önce boşlukta bıraktıkların, uzayın karanlığına gömüldü bile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/tedavulden-kalkmis-hayaller-albumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koku</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/koku/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/koku/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 21:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667864</guid>
		<description><![CDATA[Sarılırken veya kulağına fısıldarken onu gizlice kokladığın, parfümünü içine çektiğin hiç olmadı mı? &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01//tumblr_lf69ikO4ew1qfmv6wo1_500.jpg"><img class="alignleft" title="koku" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01//tumblr_lf69ikO4ew1qfmv6wo1_500.jpg" alt="" width="500" height="333" /></a></p>
<p>Sarılırken veya kulağına fısıldarken onu gizlice kokladığın, parfümünü içine çektiğin hiç olmadı mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/koku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fil sezgisi</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/fil-sezgisi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/fil-sezgisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 21:18:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667859</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlı filler, kendi ölümlerini sezdikleri anda yola çıkarlar. Fil mezarlığına gider ve orada sonsuz uykularına yatarlar. İnsan dışında, ölümü hayattan ayırabilen yegane canlıdır fil. Fil mezarlığına sadece öleceğini sezen yaşlı filler gitmez. Genç ve sağlıklı filler, senede bir defa fil mezarlığını ziyaret eder. Ölülerinin kemiklerini hortumlarıyla okşarlar. Bu bir ayin, bir saygı duruşu. Doğuştan kırışıktır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/02/7KFDF00Z1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1088" title="FİL SEZGİSİ" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/02/7KFDF00Z1.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a>Yaşlı filler, kendi ölümlerini sezdikleri anda yola çıkarlar. Fil mezarlığına gider ve orada sonsuz uykularına yatarlar. İnsan dışında, ölümü hayattan ayırabilen yegane canlıdır fil.</p>
<p>Fil mezarlığına sadece öleceğini sezen yaşlı filler gitmez. Genç ve sağlıklı filler, senede bir defa fil mezarlığını ziyaret eder. Ölülerinin kemiklerini hortumlarıyla okşarlar. Bu bir ayin, bir saygı duruşu.</p>
<p>Doğuştan kırışıktır yüzleri. Gözlerinin etrafını saran derin kırışıkları bazı şekillere benzetebiliriz. Ortalama yaşam süreleri insana yakın olsa da, bir fil ancak 20 yaşından sonra iş yapabilecek erişkinliğe kavuşuyor. 20 yaşına kadar çocuk, 20 yaşına kadar hayta.</p>
<p>Bazı insanların içinde fil sezgisi vardır. Kendi ölümlerini sezerler. Bir mezarlığa değil de, ölmek istedikleri şehre giderler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/fil-sezgisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarılma mesafesi</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/sarilma-mesafesi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/sarilma-mesafesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 13:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667827</guid>
		<description><![CDATA[Mesafelerin en kötü yanı ne biliyor musunuz? Ona sarılamamak, ona uzanamamak. İnsan sevdikleriyle her zaman sarılma mesafesinde olmalı. Birbirini uzun süre görmemiş iki dostun sarılışına tanık oldunuz mu hiç? Veya sizin uzun yıllardan sonra ilk karşılaşınca sımsıkı sarıldığınız arkadaşlarınız var mı? O dostluğun değerini gösterir işte sarılmadaki içtenlik. En güzel çocuklar sarılır ama bak. O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/03/Sarılma-mesafesi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667828" title="Sarılma mesafesi" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/03/Sarılma-mesafesi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Mesafelerin en kötü yanı ne biliyor musunuz? Ona sarılamamak, ona uzanamamak. İnsan sevdikleriyle her zaman sarılma mesafesinde olmalı.</p>
<p>Birbirini uzun süre görmemiş iki dostun sarılışına tanık oldunuz mu hiç? Veya sizin uzun yıllardan sonra ilk karşılaşınca sımsıkı sarıldığınız arkadaşlarınız var mı? O dostluğun değerini gösterir işte sarılmadaki içtenlik.</p>
<p>En güzel çocuklar sarılır ama bak. O küçük elleri kollarıyla, kocaman bedeninizi sarmaya çalışır, başını göğsünüze yaslar.</p>
<p>Sarılmanın da türleri var elbet. Karşılaşırken farklıdır, vedalaşırken farklı. Birinde mutluluk, diğerinde hüzün ağır basar. İkisi de çok değerli benim için.</p>
<p>İçinde aşk olduğunda ise her şey değişir. Dünya o iki kişinin etrafında dönmeye başlar büyük bir hızla. Her şey eşitlenir. Sarılmak biraz teslim almak, biraz da teslim olmaktır.</p>
<p>&#8220;Dokunsalar ağlayacak&#8221; derler ya, sarılma için söylenmiştir aslında. Bekler, bekler, bekler ve sarıldığınızda bir çocuk gibi tüm gövdesiyle sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. İşte o zaman acısını paylaşmış olursunuz.</p>
<p>Sevdiğiniz, özlediğiniz insanlara sarılın. Çünkü sarılmak, sevginin mührüdür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/sarilma-mesafesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece, hece, pencere</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/gece-hece-pencere/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/gece-hece-pencere/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 21:10:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667688</guid>
		<description><![CDATA[Her pencerenin başka bir hikayesi var. Başkalarının gecesi, başkalarının ışıklarıyla pencerelerden taşıyor. İnsanlar sırlarını en çok gece karanlığında açık eder. Bilirler ki gece her şeyi affeder. Bu yüzden şairin dediği gibi, &#8220;bazı sözler karanlıkta söylenir, bazı sözler hiçbir zaman&#8221;.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/05/gece-pencere1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1261" title="Gece, hece, pencere" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/05/gece-pencere1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Her pencerenin başka bir hikayesi var. Başkalarının gecesi, başkalarının ışıklarıyla pencerelerden taşıyor.</p>
<p>İnsanlar sırlarını en çok gece karanlığında açık eder. Bilirler ki gece her şeyi affeder. Bu yüzden şairin dediği gibi, &#8220;bazı sözler karanlıkta söylenir, bazı sözler hiçbir zaman&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/gece-hece-pencere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özlemek ve unutmak</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/ozlemek-ve-unutmak/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/ozlemek-ve-unutmak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 20:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667681</guid>
		<description><![CDATA[Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır. Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o güzel yüzünü&#8230; Yüzünün içindeki bin bir yüzü. Gülümseyen, bakan, hüzünden alabora olan yüzünü unutursun. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. Acı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><img class="alignleft  wp-image-1170" title="Özlemek ve unutmak" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/03/tumblr_l3orf2Gwkv1qbn70xo1_12801-676x435.jpg" alt="" width="406" height="261" />Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır.</div>
<div id="_mcePaste">Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o güzel yüzünü&#8230; Yüzünün içindeki bin bir yüzü. Gülümseyen, bakan, hüzünden alabora olan yüzünü unutursun. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. Acı dolu bir iniltiye dönüşür her biri.</div>
<div>En son sesini unutursun. Tüm bunların hafızandan sırasıyla ve zamanla silinmesi, onu artık özlemediğin anlamına gelmiyor elbet. Özlemenin en büyük yan etkisidir unutmak.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/ozlemek-ve-unutmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutsuz bir kahvaltı hazırlığı</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/mutsuz-bir-kahvalti-hazirligi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/mutsuz-bir-kahvalti-hazirligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 21:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667694</guid>
		<description><![CDATA[Büyük ihtimalle tek lokma bile yiyemeyecek. Sofraya koyacak. Öylece kalakalacak. Neden bu kadar direniyor ki kendisini bırakmamak için? Mutsuz, yorgun, şaşkın. Hayal kırıklığının taze kırıkları batıyor her adımında, orasına burasına. Gece birliktelerdi. Sabah kesin olarak bitti ve gitti. Umursamadığını ona veya başkasına değil, kendisine kanıtlamak için mutfağa girdi ve kahvaltı hazırlamaya koyuldu. En sevdiği türden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Mutsuz bir kahvaltı hazırlığı" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01/tumblr_lb0ppt0bTT1qbn70xo1_500.jpg" alt="" width="350" height="240" />Büyük ihtimalle tek lokma bile yiyemeyecek. Sofraya koyacak. Öylece kalakalacak. Neden bu kadar direniyor ki kendisini bırakmamak için? Mutsuz, yorgun, şaşkın. Hayal kırıklığının taze kırıkları batıyor her adımında, orasına burasına.<br />
Gece birliktelerdi. Sabah kesin olarak bitti ve gitti. Umursamadığını ona veya başkasına değil, kendisine kanıtlamak için mutfağa girdi ve kahvaltı hazırlamaya koyuldu. En sevdiği türden bir krep yaptı. Çok iyi biliyor yiyemeyeceğini. Tam da masaya oturduğu anda sofraya bakacak. Kendisini o an bırakacak. Sonrası bizi ilgilendirmiyor. Merak etmeyin, toparlayacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/mutsuz-bir-kahvalti-hazirligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiçbir şey sıradan değildir</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/hicbir-sey-siradan-degildir/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/hicbir-sey-siradan-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 21:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667593</guid>
		<description><![CDATA[Bu akşam sokakta yürürken birden durdum. Hayatımdaki sıradan ama bana ait olan manzaraya baktım. Sonra düşündüm ve anladım ki aslında hiçbir şey sıradan değil ve biz ona anlamlar verdikçe bir parçamız oluyor. En basit, olası, dikkat çekmeye değmeyecek kadar kendi halinde detaylar da dâhil. Sıradan olan şey nedir? Göreceli olsa gerek bu sıradanlık denen şey. Sizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/02/418559_10150585605502263_662117262_9238094_1589343907_n.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667594" title="Hiçbir şey sıradan değildir" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/02/418559_10150585605502263_662117262_9238094_1589343907_n-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Bu akşam sokakta yürürken birden durdum. Hayatımdaki sıradan ama bana ait olan manzaraya baktım. Sonra düşündüm ve anladım ki aslında hiçbir şey sıradan değil ve biz ona anlamlar verdikçe bir parçamız oluyor. En basit, olası, dikkat çekmeye değmeyecek kadar kendi halinde detaylar da dâhil. Sıradan olan şey nedir? Göreceli olsa gerek bu sıradanlık denen şey. Sizin için hiçbir anlamı olmayan bir görüntünün bir başkasını derin düşüncelere salması sizin eksikliğiniz olamaz elbette. Eh, belki de kaçırdığınız bir şeydir.<br />
Sanırım bizim için geçiciliği küçük de olsa değer taşıyan herhangi bir şey sıradan olamaz. Sokakta yürürken akşamüstü kasvetinin yeni yakılmış ışıklarla buluştuğu alelade bir sokak manzarası da benzersiz bir güzelliğe bürünebilir gözünüzde. Onu farkı kılan mevcudiyeti değil de, sizin o sırada orada durup onu seyredişiniz olmalı.<br />
Belki de hayattan tat almak denen hadise,  biraz da önemsiz görülen detayların farkına varıp oralardan beslenebilmekte gizli. Yoksa hayatımızın dönüm noktalarında, büyük mutluluklarda, büyük tesadüflerde, büyük ayrılıklarda, büyük karşılaşmalarda ve büyük heyecanlarda şüphesiz ki tüm algılarımız açık biçimde her anını kaydediyoruz.<br />
Peki ya değerinin farkında olmadan yaşayıp gittiklerimiz? Sıradan sandığımız ama aslında durup sakince bakınca ne denli yaşanası olduğunu fark edeceğimiz anlar, anılar? Ne olacak onlara? Yaşanmamış hatıralar çöplüğünde yerlerini alacaklar mı? Bunu bilemeyiz. Mümkün değil. Fakat bir kısmını koparabiliriz. Nasıl mı? Bazen yavaşlayarak. Hayatın ritmini düşürerek. Kalbinizin atışından hızlı olmasın adımlarınız. Bazen durup bakmak, etrafımızda o sırada neler olduğunu seyretmek, merak etmek eminim bize yeni keşifler kazandıracak. Nedir bu keşifler diye soracak olursanız size cevap veremem. Herkes farklı seyreder, herkes farklı görür. Ama şundan eminim ki, arada hayatınızın ritmini yavaşlatınca, durup bekleyince görecekleriniz size bazen çok şey kazandıracak olsa da çoğu zaman hiçbir şey katmayacak. O katmadığı zamanlarda kazandığınız şey ise durup dinlenmek olacak. Derin bir nefes, bir adım, gökyüzüne bakmak, bir nefes daha, sonra yine bir adım. Kalbiniz sizinle atıyor, adımlarınızla bir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/hicbir-sey-siradan-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynanın karşısında</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/aynanin-karsisinda/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/aynanin-karsisinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 03:27:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667585</guid>
		<description><![CDATA[Banyolarda zaman mevhumu yitirilir. Aynalar kara delik gibi yutar ışığı ve zamanı. Aynalardan kimse kaçamaz. Şüphesiz, aynalar zaman konusunda acımasızdır. Yüzünüze tokat gibi vurur geçmişteki yüzlerinizi. Eskimiş bir yüz, sadace sahibine görünür. Yine aynalara sığınırız. Bize biraz değişmemiz için izin verir. Göz yumar gençleşmemize. Her ne olursa olsun, aynalar arkadaştır. Yoksa siz hiç, bir aynanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01/tumblr_l9mgfyGLUr1qbn70xo1_r1_500.jpg"><img class="alignleft" title="Banyo aynası" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01/tumblr_l9mgfyGLUr1qbn70xo1_r1_500.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Banyolarda zaman mevhumu yitirilir. Aynalar kara delik gibi yutar ışığı ve zamanı. Aynalardan kimse kaçamaz.<br />
Şüphesiz, aynalar zaman konusunda acımasızdır. Yüzünüze tokat gibi vurur geçmişteki yüzlerinizi. Eskimiş bir yüz, sadace sahibine görünür.<br />
Yine aynalara sığınırız. Bize biraz değişmemiz için izin verir. Göz yumar gençleşmemize.<br />
Her ne olursa olsun, aynalar arkadaştır. Yoksa siz hiç, bir aynanın karşısında durup ağlamadınız mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/aynanin-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın lekeleri</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/zamanin-lekeleri/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/zamanin-lekeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 02:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667581</guid>
		<description><![CDATA[Zaman çok iyi bir oyuncudur. Tuzaklar kurar, komplolar düzenler,  türlü oyunlarıyla sınar. Zamana karşı gelemeyiz. Sadece onun kollarına bırakırız kendimizi. Bir denizin suları çekildiğinde kalanlar, zamanın bıraktıklarına benzer. Bazen lekeler bırakır. Lekeler, geçmişten miras yaralarımızdır. İşin tuhaflığı burada devreye girer: Zamanın açtığı yaraların ilacı, yine zamandır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/04/Zaman11.jpg"><img class=" wp-image-1245  alignleft" title="Zaman" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/04/Zaman11.jpg" alt="" width="216" height="202" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Zaman çok iyi bir oyuncudur. Tuzaklar kurar, komplolar düzenler,  türlü oyunlarıyla sınar.</p>
<p style="text-align: left;">Zamana karşı gelemeyiz. Sadece onun kollarına bırakırız kendimizi. Bir denizin suları çekildiğinde kalanlar, zamanın bıraktıklarına benzer.</p>
<p style="text-align: left;">Bazen lekeler bırakır. Lekeler, geçmişten miras yaralarımızdır. İşin tuhaflığı burada devreye girer: Zamanın açtığı yaraların ilacı, yine zamandır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/zamanin-lekeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük kediler neden ölmez?</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/kucuk-kediler-neden-olmez/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/kucuk-kediler-neden-olmez/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 23:59:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667559</guid>
		<description><![CDATA[Romain Gary, bir romanında soruyor &#8220;küçük kediler neden ölmez&#8221; diye. Cevabı içinde gizli bu yazıda, büyümenin trajik yanına yapılan gönderme, satır aralarında okunabiliyor. Söylenen odur ki; tanrı, cenneti yaratırken küçük kediler için yer ayırmayı unutmuştur. Bu sebepten, tanrı küçük kedilerin ölmesine izin vermez.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/02/tumblr_lcoupaUI971qbn70xo1_5001.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1288" title="Küçük kediler neden ölmez" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/02/tumblr_lcoupaUI971qbn70xo1_5001-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Romain Gary, bir romanında soruyor &#8220;küçük kediler neden ölmez&#8221; diye. Cevabı içinde gizli bu yazıda, büyümenin trajik yanına yapılan gönderme, satır aralarında okunabiliyor. Söylenen odur ki; tanrı, cenneti yaratırken küçük kediler için yer ayırmayı unutmuştur. Bu sebepten, tanrı küçük kedilerin ölmesine izin vermez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/kucuk-kediler-neden-olmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duvarda kalan neyin gölgesi?</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/duvarda-kalan-neyin-golgesi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/duvarda-kalan-neyin-golgesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 23:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667557</guid>
		<description><![CDATA[Taşınırken duvarlardan fotoğrafları, tabloları, takvimleri ve haritaları kaldırdığımızda bir iz kalır. Onulmaz bir gölge. Hiçbir boya silemez o izi. Tüm eşyaları çıkarıp boş eve son bir defa baktığımız o an, duvarların ortasında acısıyla tatlısıyla yaşananlar hızlıca geçip gider belleğimizin denizinden, sessiz bir yelkenli gibi. Neşeli hafta sonu kahvaltılarının kahkahaları, sonu sevişmelerle biten kavgaların yüksek perdeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/03/HAYATIN-GÖLGELERİ1.jpg"><img class="alignleft  wp-image-1154" title="HAYATIN GÖLGELERİ" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/03/HAYATIN-GÖLGELERİ1.jpg" alt="" width="264" height="200" /></a>Taşınırken duvarlardan fotoğrafları, tabloları, takvimleri ve haritaları kaldırdığımızda bir iz kalır. Onulmaz bir gölge. Hiçbir boya silemez o izi.</p>
<p>Tüm eşyaları çıkarıp boş eve son bir defa baktığımız o an, duvarların ortasında acısıyla tatlısıyla yaşananlar hızlıca geçip gider belleğimizin denizinden, sessiz bir yelkenli gibi. Neşeli hafta sonu kahvaltılarının kahkahaları, sonu sevişmelerle biten kavgaların yüksek perdeden bağırışları, yalnızlıklar, hüzünler, kabuslar, kalabalıklar capcanlı durur sıvanın yüzeyinde.</p>
<p>Çerçevelerin altından çıkan gölgeli izin içine, o duvarların şahit olduğu hatıralar gizlenmiştir. O evden taşınırken bırakırız duvarda. Bilerek ve görerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/duvarda-kalan-neyin-golgesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşil çimende söylenen şarkı</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/yesil-cimende-soylenen-sarki/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/yesil-cimende-soylenen-sarki/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 16:04:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİNLEMELER]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[Green Grass]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Waits]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Uluocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667545</guid>
		<description><![CDATA[1997&#8242;de üst komşum, arkadaşım, meslektaşım Uğur Uluocak sayesinde tanıdım Tom Waits&#8217;i. 6 CD&#8217;sini vermişti bana. Kaydedip geri götürdüğümde, &#8220;sende kalmasını istiyorum&#8221; demişti. Aradan 6 yıl geçti, Uğur&#8217;u Kazakistan&#8217;da bir tırmanışta kaybettik. Ben o sırada Rusya&#8217;daydım. Kara haber geldiğinde inanamadım. Gitmeden bir hafta önce buluşmuştuk. Darmadağın oldum. Uğur&#8217;u yazacağım uzun uzun, sanırım henüz hazır değilim. Uğur&#8217;u [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class=" wp-image-1214667546  alignleft" title="Green Grass" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/02/fotoğraf-300x300.jpg" alt="" width="210" height="210" /></p>
<p>1997&#8242;de üst komşum, arkadaşım, meslektaşım <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/U%C4%9Fur_Uluocak" target="_blank">Uğur Uluocak</a> sayesinde tanıdım Tom Waits&#8217;i. 6 CD&#8217;sini vermişti bana. Kaydedip geri götürdüğümde, &#8220;sende kalmasını istiyorum&#8221; demişti. Aradan 6 yıl geçti, Uğur&#8217;u Kazakistan&#8217;da bir tırmanışta kaybettik. Ben o sırada Rusya&#8217;daydım. Kara haber geldiğinde inanamadım. Gitmeden bir hafta önce buluşmuştuk. Darmadağın oldum. Uğur&#8217;u yazacağım uzun uzun, sanırım henüz hazır değilim.</p>
<p>Uğur&#8217;u kaybetmemizin ertesi senesi, Tom Waits yeni bir albüm çıkardı: Real Gone. Hızır gibi yetişmişti yine Tom. Her biri birbirinden etkileyici şarkılarıyla beni büyülemişti. Fakat onlardan biri, diğerlerinden farklıydı her şeyiyle: Green Grass. Eminim Tom Waits için de benzer bir farklılığı var. Bu şarkıyı Tom Waits adına Uğur Uluocak&#8217;a ithaf ettim. Bence buna hakkım var. Uğur&#8217;u tanısaydı, eminim Tom da bunu yapardı.</p>
<p>Geçtiğimiz sonbahar, San Francisco&#8217;da nemli çimlerin üzerinde uzanıp Golden Gate&#8217;in üzerindeki sisin dağılmasını beklerken bu şarkının aklıma gelmesi şaşırtıcı değildi benim için. Fotoğrafı da o an çektim cep telefonumla.</p>
<p>O kadar güzel bir şarkı ki, farklı yorumlarıyla da büyük ilgi gördü. Öyle ki, Cibelle yorumu Tom Waits&#8217;inkinden fazla biliniyor. YouTube&#8217;da izlenme sayısı 3 kat fazla. Fakat ben yine de, 2004&#8242;ün soğuk bir sonbahar akşamında taşınabilir CD çalarımla ilk dinlediğim o akşamın hatrına Tom Waits&#8217;ten dinlemeyi daha çok seviyorum. Maçka Parkı&#8217;ndaki çay bahçesinde oturup hatırlamadığım kadar uzun süre, içinde çok sevdiğim bir dostumun olmadığı hayatı seyretmiştim.</p>
<blockquote><p>Bir zamanlar bir kalbim vardı<br />
Yasla başını olduğu yere<br />
Avuçla beni örten toprağı<br />
Uzan yeşil çimenlere<br />
Hatırla beni sevdiğin zamanları</p>
<p>Yaklaş, çekinme öyle<br />
Dur yağmurlu göğün altında<br />
Ay yükselmekte<br />
ve geçerken tren, ben düşeyim aklına</p>
<p>At üstümdeki çalı çırpıyı kenara<br />
ve bizim şarkıyı mırıldan<br />
Bir hava kabarcığıyım artık<br />
içinde süzülüp dolanan</p>
<p>Dur öylece gölgemde<br />
Artık her şeyde ben, bende her şey<br />
Rüzgar gülünde bir haller<br />
Yağmur kokusu var havada</p>
<p>Toplayıp yıldızları tanrı saçtı etrafa<br />
Kuş mu, çiçek mi, varamıyorum farkına<br />
Kurtulamayacaksın asla benden<br />
ve o dönüştürecek beni bir ağaca</p>
<p>Gitme daha, ayrılma benden<br />
Anlat göğün güzelliğini bana<br />
ve eğer çökerse üstümüze o mavilik<br />
Sana sözüm olsun ki<br />
koşacağız ardıç kuşlarının peşi sıra</p>
<p>Bir zamanlar bir kalbim vardı<br />
Yasla başını olduğu yere<br />
Avuçla beni örten toprağı<br />
Uzan yeşil çimenlere<br />
Hatırla beni sevdiğin zamanları</p></blockquote>
<p><object width="480" height="360" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="https://www.youtube-nocookie.com/v/acv_a6O8doo?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="480" height="360" type="application/x-shockwave-flash" src="https://www.youtube-nocookie.com/v/acv_a6O8doo?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/yesil-cimende-soylenen-sarki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şopen&#8217;in ruhundaki karmaşa</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/sopenin-ruhundaki-karmasa/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/sopenin-ruhundaki-karmasa/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 00:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİNLEMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667538</guid>
		<description><![CDATA[Sanki doğduğumdan beri biliyorum, hep kulağımdaydı. Şopen&#8217;in, iç dünyasındaki karmaşayı en iyi ifade ettiği bestesi, 1 numaralı baladı (G Minör Opus 23) Sadece belli bir ana ait karmaşadan söz etmiyorum; hayatının uzunca bir dönemine -veya tümüne- ait iniş-çıkışları, dalgalanmaları, içe çöküşleri anlatıyor bu bestesiyle Şopen. Bu eser bana müziğin sınırlarını, ufuk çizgisini gösteriyor. Ne ararsam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki doğduğumdan beri biliyorum, hep kulağımdaydı. Şopen&#8217;in, iç dünyasındaki karmaşayı en iyi ifade ettiği bestesi, 1 numaralı baladı (G Minör Opus 23) Sadece belli bir ana ait karmaşadan söz etmiyorum; hayatının uzunca bir dönemine -veya tümüne- ait iniş-çıkışları, dalgalanmaları, içe çöküşleri anlatıyor bu bestesiyle Şopen. Bu eser bana müziğin sınırlarını, ufuk çizgisini gösteriyor. Ne ararsam var içinde. Coşku, hüzün, umut, çaresizlik, aşk, ayrılık, özlem, kavuşma&#8230;</p>
<p>Peki ya piyanonun başında bu şarkıyı icra etmek? Dinlerken insanı bu kadar kendinden geçirtiyorsa, çalarken neler yapmaz!? Koşarken, nefes nefese ve nereye gittiğinizi bilmeden, kalbiniz göğsünüzden fırlayacakmış gibi atarken bir an yavaşlayıp gövdenizin sesini dinlersiniz ya. Hemen hemen böyle bir şey.</p>
<p><object width="480" height="360" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="https://www.youtube-nocookie.com/v/XhnRIuGZ_dc?version=3&#038;hl=en_US&#038;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="480" height="360" type="application/x-shockwave-flash" src="https://www.youtube-nocookie.com/v/XhnRIuGZ_dc?version=3&#038;hl=en_US&#038;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/sopenin-ruhundaki-karmasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece otobüsü</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/gece-otobusu/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/gece-otobusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 23:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİNLEMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667522</guid>
		<description><![CDATA[Bir gece otobüsüne bindiğinizi hayal edin. Birkaç şehir birden geçerek São Paulo&#8217;ya varıyorsunuz. Bilmem kaç gün kalıyorsunuz bu harika şehirde. Oradan yine otobüsle Santa Caterina&#8217;ya giderken bu şarkı çalıyor radyoda. Bir sigara yakıyorsunuz, otobüsün penceresi yarıya kadar açık. Dışarısı zifiri karanlık. Sabaha karşı Santa Caterina&#8217;da açıyorsunuz gözlerinizi. Oradan derme çatma bir katamaranla ver elini Buenos [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir gece otobüsüne bindiğinizi hayal edin. Birkaç şehir birden geçerek São Paulo&#8217;ya varıyorsunuz. Bilmem kaç gün kalıyorsunuz bu harika şehirde. Oradan yine otobüsle Santa Caterina&#8217;ya giderken bu şarkı çalıyor radyoda. Bir sigara yakıyorsunuz, otobüsün penceresi yarıya kadar açık. Dışarısı zifiri karanlık. Sabaha karşı Santa Caterina&#8217;da açıyorsunuz gözlerinizi. Oradan derme çatma bir katamaranla ver elini Buenos Aires! Brezilya&#8217;dan Arjantin&#8217;e geçmek, bundan daha güzel olamazdı.</div>
<div></div>
<div><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/02/eres-todo-en-mi.mp3">Eres todo en mi</a></div>
<blockquote>
<div>
<p><strong>Benim her şeyim</strong></p>
<p>Sen benim her şeyimsin<br />
Beni aydınlatıyorsun, mutlu ediyorsun<br />
Varlığıma güç veriyor varlığın<br />
Sadece, aşkım</p>
<p>Bana sarılırsan<br />
seni içimde hissederim<br />
Ben tek başıma göremem orayı<br />
Sen benim ışığımsın</p>
<p>Sen benim her şeyimsin<br />
O tatlı dudaklarının arasında bir yağmur<br />
Beni en derin okyanuslara sürüklüyor<br />
Tüm sesleri senden duyuyorum</p>
<p>Sen benim her şeyimsin<br />
sonsuza dek<br />
Seni gördüğümden beri<br />
anlıyorum ki bir daha asla<br />
aşktan korkmayacağım<br />
Yeniden doğurdun beni</p>
<p>Senin için, sadece senin için<br />
Dünya yıkılsa da sadece aşkın yeter<br />
Gidelim arkada uzun bir yol bırakarak<br />
Sadece sen ve ben<br />
dans edelim şimdi<br />
Gökyüzünde beyaz bir bulutun üzerinde<br />
Gözlerin bir bulut gibi parlıyor<br />
Benim için, benim</p>
<p>Sihirli bir öfke bu, nefesini hissediyorum<br />
Bilirsin yolları severim<br />
Bu yüzden aşkım için dönüyorum<br />
Sadece aşkın, benim aşkım</p>
<p><strong>İspanyolcadan Çeviri: Erdal Kaplanseren</strong></p>
</div>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/gece-otobusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/02/eres-todo-en-mi.mp3" length="3398489" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Fişleme komiklikleri</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/fisleme-komiklikleri/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/fisleme-komiklikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 07:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667517</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki yeni bir fişleme vakasıyla karşılaşmayalım. Son olarak bugün gazetelere yansıyan bir &#8220;TÜBİTAK çalışanlarına fişleme&#8221; meselesi var.  1048 personel “ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” gibi etiketlerle fişlenmiş. Listede yer alan bazılarının isimlerinin yanına da “porno sever, kadın düşkünü, kardeşi satanist, metalci” gibi özel yaşamına dair notlar yer alıyor. Her normal insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki yeni bir fişleme vakasıyla karşılaşmayalım. Son olarak bugün gazetelere yansıyan bir &#8220;<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1077274&amp;CategoryID=77" target="_blank">TÜBİTAK çalışanlarına fişleme</a>&#8221; meselesi var.  1048 personel “ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” gibi etiketlerle fişlenmiş. Listede yer alan bazılarının isimlerinin yanına da “porno sever, kadın düşkünü, kardeşi satanist, metalci” gibi özel yaşamına dair notlar yer alıyor.</p>
<p>Her normal insan gibi, bana da çok garip gelen bir uygulama bu. Bu kadar ciddi biçimde olmasa da, günlük hayat içinde hepimiz bir yerlerde bir şekilde fişleniyoruz. Bugün çıkan haberden sonra aklımdan geçti, fişlemeyi yapan şahsın kişisel bakışı ve subjektif koşullar da yazılan fişlemede etkili midir diye.  Hiç düşündünüz mü &#8220;beni nasıl fişlerler acep&#8221; diye? Vallahi beni izleyerek &#8220;zararsız deli. arada kontrol edilmesinde fayda var&#8221; gibi bir not düşebilirler. Aklıma bir takım komik fişleme örnekleri geldi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fişleme görevlisi zaaflı olursa</strong></p>
<ul>
<li>İnanılmaz tatlı göğüslere sahip.</li>
<li>Kırmızı iç çamaşırı çok yakışır buna.</li>
<li>Evinde deri kıyafetler, kelepçe, zincir filan varmış. İçim bi tuhaf oldu.</li>
<li>Bir ömür boyu takip edilesi, her anı izlenesi.</li>
<li>Her gün farklı bir külotlu çorapla geliyor. Kaç çekmece çorabı var acep. Ahh çoraplarrr!</li>
<li>Sokakta hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta enteresan.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şaşkın fişleme görevlisinden inciler</strong></p>
<ul>
<li>İçki masasında dünyalar tatlısıdır.</li>
<li>Yakışıklı desen değil, sempatik de sayılmaz ama tuhaf bi çekiciliği var.</li>
<li>Sürekli pembiş pembiş eşyalar alıyor. Ay aynı beeenn! :))</li>
<li>Dünyalar tatlısı bi kedisi var. Yerim ben onu yerimmm! (iyice manyaklaştı, böyle fişleme mi olur lan!)</li>
<li>Al karşına sohbet et, öyle bir insan. Onunlayken vaktin nasıl geçtiğini hiç anlamıyo insan.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fişlediği kişiye âşık olan görevli</strong></p>
<ul>
<li>Ahh Müjgan ah! Hangi kelimeler yetebilir ki onu anlatmaya! (seviyorsan git konuş be oğlumm!)</li>
<li>Biliyorum o da beni seviyor. Yarın gidip konuşucam!</li>
<li>Tertemiz, pırlanta gibi bir kalbi var. Ah bir de beni kabul etse :(</li>
<li>Birlikte Kaş&#8217;ta tatil teklifine de ret cevabı verdi. Dengesiz biri sanırım.</li>
<li>Son zamanlarda sanırım çok işi var. Ben meşgul etmeyeyim en iyisi onu! (salağa bak, trip atıyor fişte)</li>
<li>Aynı departmandan mesai arkadaşı Cenk T. ile yakınlığı tespit edildi. Dikkatle izlenmeli.</li>
<li>Oruspuuuu! (bir yüz bulmadığı kadını kötü ilan eden erkek profili daha)</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/fisleme-komiklikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hey Tamburi Efendi</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/hey-tamburi-efendi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/hey-tamburi-efendi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 01:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667509</guid>
		<description><![CDATA[Uzandım koltuğa. Ellerimi başımın altında kavuşturdum. Şimdi fark ettim, avizenin üç lambasından sadece birinin yandığını. Diğer ikisi kim bilir ne zaman bozuldu. Uzanmıştım koltuğa evet. Ellerimi başımın altında kavuşturmuştum ya. İşte o gün doğum günümdü. Yan odada Bob Dylan çalıyordu. Mr. Tambourine Man’i söylüyordu. Bu şarkı, bir doğum günü hediyesi. Teşekkürler Bob, teşekkürler. Hey Tamburi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/otoport.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667510" title="otoport" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/otoport-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Uzandım koltuğa. Ellerimi başımın altında kavuşturdum. Şimdi fark ettim, avizenin üç lambasından sadece birinin yandığını. Diğer ikisi kim bilir ne zaman bozuldu.<br />
Uzanmıştım koltuğa evet. Ellerimi başımın altında kavuşturmuştum ya. İşte o gün doğum günümdü. Yan odada Bob Dylan çalıyordu. Mr. Tambourine Man’i söylüyordu. Bu şarkı, bir doğum günü hediyesi. Teşekkürler Bob, teşekkürler.</p>
<p>Hey Tamburi Efendi, bir şarkı çal bana<br />
Uykulu değilim ve gidecek bir yerim yok<br />
Hey Tamburi Efendi, bir şarkı çal bana<br />
Sabahın şıngırtılı gürültüsünde seni izlemeye geleceğim</p>
<p>Hey Tamburi Efendi, bir şarkı çal bana<br />
Siyah beyaz olsun eski şarkılar gibi<br />
Hani New Orleans yollarında yük treni<br />
Hani bir vagonun tepesinde iki gezgin<br />
Rüzgarda inleyen bir ağız mızıkası<br />
Hey Tamburi Efendi, hadi bir şarkı çal bana</p>
<p><object width="560" height="315" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="https://www.youtube.com/v/lDCbg4rR1r0?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="560" height="315" type="application/x-shockwave-flash" src="https://www.youtube.com/v/lDCbg4rR1r0?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/hey-tamburi-efendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biliyor ama olsun, sen söyle yine de</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/biliyor-ama-olsun-sen-soyle-yine-de/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/biliyor-ama-olsun-sen-soyle-yine-de/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 23:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667503</guid>
		<description><![CDATA[İnsan en çok sevildiğini, özlendiğini, âşık olunduğunu duymaya ihtiyaç duyuyor galiba. Bir beklenti duygusu ziyaret edip duruyor, belli zamanlarda. Güzel sözler hep yerine getiricidir. Cemal Süreya&#8217;nın bir şiirinde dediği gibi, &#8220;aşklar da bakım istiyor&#8221; elbet. Sevildiğini bilen insan bunu neden duymak ister ısrarla? Bilhassa kadınlar önemser bunu. Ne kadar zaman geçse de, her hallerinden bilseler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan en çok sevildiğini, özlendiğini, âşık olunduğunu duymaya ihtiyaç duyuyor galiba. Bir beklenti duygusu ziyaret edip duruyor, belli zamanlarda. Güzel sözler hep yerine getiricidir. Cemal Süreya&#8217;nın bir şiirinde dediği gibi, &#8220;aşklar da bakım istiyor&#8221; elbet.</p>
<p>Sevildiğini bilen insan bunu neden duymak ister ısrarla? Bilhassa kadınlar önemser bunu. Ne kadar zaman geçse de, her hallerinden bilseler de isterler duymayı. &#8220;Seni seviyorum&#8221;un türleri olduğunu bilirler. Kadınlar çok daha iyi görür sözcüklerle. Belki de yazarların çoğu erkek. Fakat kadınlar kadar iyi okuyamaz erkekler, sözcüklerin şifrelerini onlardan iyi çözemezler. Bu yüzden erkeklerin söylerken farkına varmadıklarını, onlardan önce bilir sezgileri güçlü kadınlar.</p>
<p>Bir kadın sevildiğini, özlendiğini, dolu dizgin aşık olunduğunu neden duymak ister defalarca? Bence bunun iki önemli sebebi var. İlki kadınların sözcükleri okuma becerisinde saklı. Her bir sesin tonlanışındaki armoniyi, insan kulağının duymakta zorlanacağı frekansları kalbiyle duyar kadın. Seni seviyorumun, seni çok özledimin, aşığım sananın ne kadar derinlerden söylendiğini, öncekilerden farkını anlar. Kadının zihninin bir yerinde tuttuğu bir zaman çizelgesi vardır. Bu çizelgenin farklı noktalarına koyar aşkının iniş çıkışlarını. Görülmez işaretler vardır. Erkeklerin (ve benim de) anlam veremeyeceği, kavramsal olarak bir yere koyamayacağı işaretler&#8230; Davranışlardan ve en çok da sözcüklerden toplarlar o delilleri, her biri özenle zaman çizelgesinde alır yerini.</p>
<p>Söylemelerin bir diğer sebebi -belki de sonucu demeliyim-, kadının içinde gizli. Kadınların hisler konusundaki ustalığı sadece erkeklerle ilgili değil elbet. Kendi hislerinin de ustasıdır kadınlar. Bir saat tamircisi gibidirler bu bakımdan. Seni seviyorumun, seni çok özledimin, aşığım sananın sonuçlarını, ruhundaki yansımasını, yankısını bilirler. O eski heyecanı kim duyumsamak istemez her defasında! İlk dokunuşlardaki o kendini ölecek gibi hissetme hâlini yıllar sonra da yaşamak mümkün müdür? Bunu da işaretler kadın, o uzun zaman çizelgesinde. Bir tane adam için, bir tane kendisi için.</p>
<p>Ona söylemenin, basit bir mutluluk, olağan bir romantizmden çok daha fazlası olduğunu bilen erkekler asla geçiştirmezler bu ritüeli. Her zamanki gibi sevilmek istemez kadınlar. Her defasında farklı renklerle, farklı seslerle sevilmek isterler ve her öpüşmede bir başka koku ve tat ararlar. Binlerce seni seviyorum, seni özledim, aşığım sananın arasındaki farkı anlayabilirler. Bu yüzden bir erkek, içinden gelmeyecekse hiç söylemesin daha iyi. Bu sayede sadece bir defa kırmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/biliyor-ama-olsun-sen-soyle-yine-de/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babaanne evi: Bir rüyanın anatomisi</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/babaanne-evi-bir-ruyanin-anatomisi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/babaanne-evi-bir-ruyanin-anatomisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 23:43:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667497</guid>
		<description><![CDATA[Amsterdam’da, kadim dostum Ufuk’un evindeyim. Evdeki lambalar kapalı. Dışarıdan gelen kısık akşamüstü ışığı, yarı örtülü perdelerin arasından sızarak içeri buyuruyor. Eski bir koltukta oturuyorum. Küçük sehpanın üstünde ne zaman oraya konduğunu bilmediğim bir fincan kahve var. Dumanı tütüyor, öyleyse içmeliyim. Ufuk’a, “Eee nerede enstrümanların?” diye soruyorum. Gel diyor. Odalardan birinin kapısını açıyor. Kapı gıcırdıyor. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/Babaanne-evi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667498" title="Babaanne evi" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/Babaanne-evi-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Amsterdam’da, kadim dostum Ufuk’un evindeyim. Evdeki lambalar kapalı. Dışarıdan gelen kısık akşamüstü ışığı, yarı örtülü perdelerin arasından sızarak içeri buyuruyor. Eski bir koltukta oturuyorum. Küçük sehpanın üstünde ne zaman oraya konduğunu bilmediğim bir fincan kahve var. Dumanı tütüyor, öyleyse içmeliyim.<br />
Ufuk’a, “Eee nerede enstrümanların?” diye soruyorum. Gel diyor. Odalardan birinin kapısını açıyor. Kapı gıcırdıyor. Bu oda salondan da karanlık. Sanki başka bir eve açılıyor. Gözlerim ışığa alıştığında seçebiliyorum siluetleri. Ben çalgıları gözümle ararken, Ufuk elinde üç irice kitapla karşımda dikiliyor. Bir sırt çantasına koyup bana veriyor.<br />
Çantayı alırken, biri ismimi söylüyor. Çok yaşlı bir kadın. Yere serilmiş yatakta yatıyor. Bana bakıyor ama sanki görmüyor. Uzun, beyaz, düz saçları ve karanlıkta parıldayan siyah gözleri sadece aklımda kaldı. Eğiliyorum, sonra oturuyorum yer yatağının yanına. Başımı yastığının yanına gömüp, saçlarını okşuyorum. “Erdal, sen çok iyi bir çocuksun” diyor. Ben ağlıyorum. Beyaz saçlarını okşuyorum, sanki ben de beyazlaşıyorum. Ellerim beyazlaşıyor, yüzüm beyazlaşıyor, kalbim, içim her şeyim beyazlaşıyor. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. İçim temizleniyor.<br />
Ben babaannemi hiç görmedim. Göremezdim, çünkü henüz babam çok küçükken hastalanıp ölmüş. Ve çok güzel. Bu gece, bu rüyada babaannemin evini ziyaret ettim. Onu hasta yatağında, ölmek üzereyken gördüm. Ona sarıldım, saçlarını okşadım, ellerini öptüm ve vedalaştım. Öldüğünde çok gençmiş. Ama bana yaşlı haliyle göründü. Belki benim onu ziyaret etmemi beklerken yaşlandı bu kadar.<br />
Babaanneniz sağsa, arayın onu, hemen şimdi. Kırışan elleri ve kırılan sesiyle açsın telefonu. Biliyorsunuz, çok mutlu olacak. Ben babaannemi hiç görmemiştim. Bu gece gördüm. Çok mutlu oldum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/babaanne-evi-bir-ruyanin-anatomisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırt-zırh</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/sirt-zirh/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/sirt-zirh/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 00:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667491</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yatakta sırtını dönmenin yüzlerce yolu vardır. Çoğu davet edicidir, bazılarıysa ruhsuz. Bir de yanılgıya pay bırakmayacak şekilde uzaklaşmayı ifade eden bir sırtını dönmeden söz edebiliriz. &#8221; diyor John Berger bir yazısında. Böyle zamanlarda, sırt kemikleri zırh gibidir. Ona dokunamazsınız, ulaşamazsınız. Bir kalenin surlarında dalgalanan kararlı bir bayrak gibidir. Çaresizliğin sesi çarpar kalenin duvarlarına. Kurşun kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1258" title="Sırt-zırh" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/05/sırtını-dönmek1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />&#8220;Yatakta sırtını dönmenin yüzlerce yolu vardır. Çoğu davet edicidir, bazılarıysa ruhsuz. Bir de yanılgıya pay bırakmayacak şekilde uzaklaşmayı ifade eden bir sırtını dönmeden söz edebiliriz. &#8221; diyor John Berger bir yazısında.</p>
<p>Böyle zamanlarda, sırt kemikleri zırh gibidir.</p>
<p>Ona dokunamazsınız, ulaşamazsınız. Bir kalenin surlarında dalgalanan kararlı bir bayrak gibidir. Çaresizliğin sesi çarpar kalenin duvarlarına.</p>
<p>Kurşun kadar ağır, zırh kadar sert, kılıç kadar keskin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/sirt-zirh/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Senza fiato</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/senza-fiato/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/senza-fiato/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 16:54:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667488</guid>
		<description><![CDATA[İtalya’nın kuzeyinde, Bastiglia’da sabahın erken saatleri. Duman tüm ağırlığıyla çökmüş şehre. Hava eksilerde. Kaldığım köhne otelin kapısından adımımı attığımda, sokaklarda tek bir otomobil ve insanın olmaması beni şaşırtmıyor. Beni şaşırtan, bu ölü şehirde ne aradığımı unutmuş olmam. Hah, evet hatırladım! Sigara almak için otelden çıktım, küçük bir market bulacağım. Belki bir kafe denk gelir, oturup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1275" title="Senza fiato" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/04/Senza-fiato1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />İtalya’nın kuzeyinde, Bastiglia’da sabahın erken saatleri. Duman tüm ağırlığıyla çökmüş şehre. Hava eksilerde.<br />
Kaldığım köhne otelin kapısından adımımı attığımda, sokaklarda tek bir otomobil ve insanın olmaması beni şaşırtmıyor. Beni şaşırtan, bu ölü şehirde ne aradığımı unutmuş olmam.<br />
Hah, evet hatırladım! Sigara almak için otelden çıktım, küçük bir market bulacağım. Belki bir kafe denk gelir, oturup sıcak bir şeyler içer, varsa bir parça da kurabiye kemiririm.<br />
Sonrasını, daha sonra düşünürüm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/senza-fiato/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karton bardak</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/karton-bardak/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/karton-bardak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 16:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667483</guid>
		<description><![CDATA[İki sene önce, bir arkadaşımla Starbucks’ta buluşmak üzere sözleşmiştik. İşim tahminimden uzun sürdüğü için bir saat kadar geç kaldım. Uçağa yetişmek zorunda olduğu için beni daha fazla bekleyemedi. Mekana vardığımda, dışarıdaki boş bir masada, üzerinde onun ismi yazılı karton bardağı gördüm. Bardağın üzerinde, kurşun kalemle çizilmiş bir kalp ve bir uçak figürü vardı. İşinden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Karton bardak" src="http://www.icimdekiler.com/wp-content/uploads/2011/01/tumblr_law6c816DV1qbn70xo1_500.jpg" alt="" width="233" height="332" />İki sene önce, bir arkadaşımla Starbucks’ta buluşmak üzere sözleşmiştik. İşim tahminimden uzun sürdüğü için bir saat kadar geç kaldım. Uçağa yetişmek zorunda olduğu için beni daha fazla bekleyemedi. Mekana vardığımda, dışarıdaki boş bir masada, üzerinde onun ismi yazılı karton bardağı gördüm. Bardağın üzerinde, kurşun kalemle çizilmiş bir kalp ve bir uçak figürü vardı. İşinden ve sevgilisinden yeni ayrılmıştı. Birkaç hafta anca… Fırsattan istifade, bir anda bu kadar boşa çıkmışken bir süreliğine ülke değiştirmeye karar verdi. Gidiş o gidiş. Bugün aynı kafede otururken aklıma geldi. Son gönderdiği mektupta, dönmeyi düşünmediğini yazmıştı. Ben de, bir daha kahve bardaklarına desen çizme öyleyse diye azarladım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/karton-bardak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir yolculuk, ona karar verdiğiniz an başlıyor</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/bir-yolculuk-ona-karar-verdiginiz-an-basliyor/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/bir-yolculuk-ona-karar-verdiginiz-an-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 17:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667471</guid>
		<description><![CDATA[Çok az insan gezmeyi sevmez. Seyahat etmeyi, yolun kendisini sevmek ise bir başka tutku. İş veya zevk için yaptığım seyahatlerde belli hazırlıklarım oluyor herkes gibi. En önemli parçası ise bu seyahatin içine başka yolculuklar ekleyebilir miyim yönünde oluyor. Birkaç gün daha ekleyip yakındaki bir şehre geçmek, o gezinin kazandırdıklarını iki kat artırabiliyor. Son zamanlarda tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Çok az insan gezmeyi sevmez. Seyahat etmeyi, yolun kendisini sevmek ise bir başka tutku. İş veya zevk için yaptığım seyahatlerde belli hazırlıklarım oluyor herkes gibi. En önemli parçası ise bu seyahatin içine başka yolculuklar ekleyebilir miyim yönünde oluyor. Birkaç gün daha ekleyip yakındaki bir şehre geçmek, o gezinin kazandırdıklarını iki kat artırabiliyor.</p></blockquote>
<p><a href="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/tumblr_lb88wuWe4S1qbn70xo1_1280.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1214667670" title="Bir yolculuk, ona karar verdiğiniz an başlıyor" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2012/01/tumblr_lb88wuWe4S1qbn70xo1_1280-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Son zamanlarda tek gidiş geliş oldu seyahatlerim. En son Ağustos ayında çıktığım bir iş seyahatine 3 ülke ve 5 şehir ekleyerek yolculuk içine yolculuklar katmıştım. Benim için tarifi zor bir hazzı var bunun. Tek başıma yaptığım bu yolculuklar için favori ulaşım yolum tren oluyor. Günübirlik uzaklaşmalar da son derece enteresan olabiliyor. Paris&#8217;ten trene atlayıp Reims&#8217;e 2.5 saatte gitmek ve orada birkaç saat vakit geçirip akşam treniyle dönmek mesela. Yolculuğun kendisi, varılan yerden çok daha zaman alıyor. Bunun gibi pek çok iç seyahatim oldu.</p>
<p>Yolu, yolculuğu seviyorum demiştim. Fırsat buldukça bunu yapmak, yeni şehirler görmek veya özlediğim bir şehre kavuşmak büyük bir olanak. Önümüzdeki ay bir iş toplantısı için Las Vegas&#8217;a gideceğim. Uçuşumu Los Angeles aktarmalı yaptırdım. Niyetim, Los Angeles&#8217;tan San Diego&#8217;ya gitmek ve orada iki gün geçirip Las Vegas&#8217;a geçiş yapmak. San Diego&#8217;ya geçişi ise <a href="http://www.amtrak.com/servlet/ContentServer/AM_Route_C/1241245649505/1237405732511" target="_blank">Pacific Surfliner</a> treniyle yapmak gibi çılgın bir düşüncem var. Bir seyahatin içine küçük bir yolculuk ve bir şehir daha eklemek, benim için felekten bir anı çalmak oluyor. Şayet bu planımı uygularsam, orada çektiğim fotoğrafları sizlere fotoğraf blog&#8217;um <a href="http://icimdekiler.com" target="_blank">içimdekiler.com</a>&#8216;da sunacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/bir-yolculuk-ona-karar-verdiginiz-an-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk yalnızlığı</title>
		<link>http://www.kaplanseren.com/cocuk-yalnizligi/</link>
		<comments>http://www.kaplanseren.com/cocuk-yalnizligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 02:06:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaplanseren.com/?p=1214667468</guid>
		<description><![CDATA[Bir çocuğun içindeki yalnızlığı kimse anlayamaz. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve o zamanlar bu yalnızlığımızın fark edilmesini isterdik. Ruhumuzda gezindiğini fark ettiğimiz fakat adını koyamadığımız bu durumu yakınımızdaki insanların kendiliğinden anlamasını beklerdik. Bu olmazdı. Nasıl olsun ki? Çocuklar anlaşılamaz. Anne ve babası olarak her an yanında, gözümüz üzerinde, tüm ihtiyaçlarında imdadına koşan insanlar olsak da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class=" wp-image-1214667715 alignleft" title="Çocuk yalnızlığı" src="http://www.kaplanseren.com/wp-content/uploads/2011/12/tumblr_lcb8l1ISym1qbn70xo1_1280.jpg" alt="" width="360" height="504" />Bir çocuğun içindeki yalnızlığı kimse anlayamaz. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve o zamanlar bu yalnızlığımızın fark edilmesini isterdik. Ruhumuzda gezindiğini fark ettiğimiz fakat adını koyamadığımız bu durumu yakınımızdaki insanların kendiliğinden anlamasını beklerdik. Bu olmazdı. Nasıl olsun ki? Çocuklar anlaşılamaz. Anne ve babası olarak her an yanında, gözümüz üzerinde, tüm ihtiyaçlarında imdadına koşan insanlar olsak da, kimse bir çocuğun yalnızlığıyla baş edemez. Çocukların ruhu erişilmezdir. Büyüdükçe ele veririz benliğimizin en gizli bölmelerini. Çocukken her şey kapalıdır. Dükkanları kapanmış bir pasajın loş duvarları kadar sessiz ve karanlık.</p>
<p>Hepimiz bir zamanlar çocuktuk dedim ya az önce&#8230; Bunu ben de soruyorum kendime: Öyleyse ne zaman unuttuk, ne zaman adını koyduk bu yalnızlığın? Yeterince büyüdüğümüzde mi? Artık aklımız erdiğine göre bir şeyleri adlandırabilir ve kendi çocuklarımıza ulaşarak bu tuhaf yalnızlıklarına son verebilir miyiz? Ne yazık ki hayır. Hiç şansımız yok. Bir zamanlar çocuk olsak da, yalnızca çocukların kapısından girme hakkına sahip olduğu bir uzayda nefes alamayız. Üstelik kendi çocukluğumuza da ulaşamayız. Çünkü artık çocuk değiliz. “İçimdeki çocuk” yalanına da artık kendinizi inandırmayı bırakın. Yok öyle bir çocuk. İçinizde anca tortular bulursunuz, o yıllardan kalmış küflü tortular. O çocuk yok, o çocuk sizin ruhunuzda silindi. Büyüdünüz ve eski bir aile albümünün sayfalarının arasında kaldı sureti. Artık isterseniz rahat bırakın anısını. Eski bir çocukluğun kimseye faydası olmaz zaten.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaplanseren.com/cocuk-yalnizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

