Teknolojiye, iletişime, gazeteciliğe ve hayata dair notlar…

Archive for the ‘Mazi’ Category


Arkadaşlar, ayrılıklar

Feb 6, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: Hayat, Mazi

Fotoğraftaki kişi, yaklaşık 15 yıldır görmediğim bir arkadaşım. Bir insan, 15 yıldır görmediği bir tanıdığına “arkadaşım” demeye devam edebilir mi? Bence diyebilir, hatta en yakın arkadaşlarından biri olduğunu söylemesi de mümkün. Arkadaşlık ayrı geçirilen yıllarla, araya girmiş uzak mesafelerle ölçülemez. Yıllar eskitemez, yollar bozamaz; değişen hayatlar, değişen şehirler, duvarlarda eskiyen takvimler bir şeyi değiştirmez. Her şey belirlidir, her şey yerli yerindedir.

Fotoğrafta, üzeri grafitilerle kaplanmış rengarenk bir duvara yaslanmış olarak görüyorsunuz onu. İstediğiniz kadar güzel yazı, desen ve resimlerle süsleyin, fakat -ne yazık ki- duvar yine de duvardır. O duvarın önüne bir insan koyduğunuzda, her şey değişir. Duvarı değil, resmi görürsünüz. Güzel bir duvardır artık. Üstelik duvarın arkasında da hayatlar olduğuna inandırırsınız kendinizi. Olmadığını kimse iddia edemez.

Bir insanı tanımak ve sevmek için onunla hem iyi, hem de zor zamanları birlikte geçirmiş olmalısınız. Bu deneyimlerden sonra emin olabilirsiniz duygularınızdan. Öte yandan, gerçek bir dostluğun içinde her şey olabilmelidir. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, hüsranlar da! İçine bunları koyduğunuzda dahi ona “arkadaşım” diyorsanız ve özlüyorsanız, yıllar sonra -ve yaşlandığınızda- bir kafede buluşup içeceğiniz kahvenin tadı çok daha farklı olacaktır. Anılar silikleşse de, ruhunuzda bıraktığı tat ve koku his belleğinizden gerekli olanları çağırmakta gecikmez.

Artık millerle değil, yıllarla ölçülen bir uzaklıkta kalmış şehrinin haritasını cebinde taşıyor. Semtleri, caddeleri ve sokakları farklı renkte kalemlerle defalarca işaretlenmiş, kenarları eprimiş bir harita. Böyle haritalar, ağır mektuplar gibidir… Defalarca okunmuş, defalarca yazılmış mektuplar. Her ikisine de uzun uzun bakarsınız, okumak için o özel dilini bilmeniz gerekir. Bir yol bulmak istersiniz. Eninde sonunda o yolu söyler. Mektuplarla haritaların bu akrabalığına şaşırırsınız, satırlar ve sokaklar arasında kaybolurken.

Eskimiş bir harita artık paha biçilemez. Belki çantasında taşıyordur. Bir defterin sayfalarına gizlenmiş olabilir. Bir şarkının, bir şiirin notları, notaları arasında bir yerlerde duruyordur. Şehrin haritasına baktığında binlerce mektup okur. Yol bulmaya yarayan haritaların içinde kaybolur durur.

06.12.2007 /Schiphol Havaalanı
(Bir Amsterdam yağmuru altında. Uçağın kalkmasına birkaç saat kalmışken bile, onu görebilmek umuduyla…)

Yarısı içilmiş bir ufak rakı

Jan 31, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: Hayat, Mazi

Yaşadığım bu eve taşınmamdan hemen önce öğrendim, benden önceki kiracısının 32 yaşında kan kanserinden ölen bir genç kız olduğunu. Eşyalar taşınmadan önce son bir defa gelip temizlikçileri getirmem, ön hazırlığı tamamlamam gerekiyordu. Fakat aklımda hep bu düşünceler dolaşıyordu. Birkaç parça eşyası kalmıştı. Bozuk bir telefon, alışverişlerden kalma fişler, yeni alınmış televizyonun kolisi, rengi solmuş bir su bardağı, yemek siparişi verilen lokantalarının broşürleri, bir tişört, bir çift ev terliği ve ayakkabı çekeceği… Ve bir de yarısı içilmiş bir ufak rakı. Lavabonun altındaki dolabın kapağını açtığımda gördüm onu. Yarısı içilmiş bir ufak rakı! O anda içimden gelen bir çıtırtıyı duydum.

(more…)

Ekonomist dergisinin 100.000 barajı

Jan 24, 2010 Author: Erdal Kaplanseren | Filed under: Mazi, İş-Güç
2000 yılında, Doğan Burda Rizzoli’de “.net” dergisinin yayın yönetmeni olarak çalışırken, borsanın coştuğu zamanlardı. Ekonomist dergisi rekor üstüne rekor kırıyordu. Aylık yönetim toplantısının gündemi, Ekonomist’in o haftaki üretim adedini belirlemekti. Çünkü 100.000 gibi bir adet vardı gündemde. Hesaplardan sonra, 100.000 adet üretim kararı çıktı.
Neşe içinde büyük toplantı odasından çıktık ve gördüğümüz manzara bizi şaşkına çevirdi. 1 saat önce her şey yolundayken, bir anda bembeyaz olmuştu dışarısı. Üstelik sonraki günler için de havanın karlı olacağı söyleniyordu.
Henüz toplantı odasının kapısındayken gerisin geri içeri girdik ve üretim adedi revize edildi. Kar bütün hesapları bozmuştu. Çünkü dergi satışlarının büyük kısmı İstanbul’dan geliyor. Yoğun kar olduğu zamanlarda insanların öncelik sıralamasında “dergi almak” epeyce gerilere düşüyor. Belki bu durum bir aylık dergi için çok büyük sorun teşkil etmez. Fakat bir haftalık ekonomi-borsa dergisinde bir günün büyük önemi var.
O dönemden sonra ne yazık ki 100.000 adet üretmek gibi bir gündem oluşmadı. Haftalık dergi tarihinde aşılması zor bir rekora imza atacaktı Ekonomist. Bu durum, Ekonomist dergisinin farklı rekorlara imza attığı gerçeğini değiştirmiyor elbette. :)

2000 yılında, Doğan Burda Rizzoli’de “.net” dergisinin yayın yönetmeni olarak çalışırken, borsanın coştuğu zamanlardı. Ekonomist dergisi rekor üstüne rekor kırıyordu. Aylık yönetim toplantısının gündemi, Ekonomist’in o haftaki üretim adedini belirlemekti. Çünkü 100.000 gibi bir adet vardı gündemde. Hesaplardan sonra, 100.000 adet üretim kararı çıktı.

Neşe içinde büyük toplantı odasından çıktık ve gördüğümüz manzara bizi şaşkına çevirdi. 1 saat önce her şey yolundayken, bir anda bembeyaz olmuştu dışarısı. Üstelik sonraki günler için de havanın karlı olacağı söyleniyordu.

Ekonomist

Henüz toplantı odasının kapısındayken gerisin geri içeri girdik ve üretim adedi revize edildi. Kar bütün hesapları bozmuştu. Çünkü dergi satışlarının büyük kısmı İstanbul’dan geliyor. Yoğun kar olduğu zamanlarda insanların öncelik sıralamasında “dergi almak” epeyce gerilere düşüyor. Belki bu durum bir aylık dergi için çok büyük sorun teşkil etmez. Fakat bir haftalık ekonomi-borsa dergisinde bir günün büyük önemi var.

O dönemden sonra ne yazık ki 100.000 adet üretmek gibi bir gündem oluşmadı. Haftalık dergi tarihinde aşılması zor bir rekora imza atacaktı Ekonomist. Bu durum, Ekonomist dergisinin farklı rekorlara imza attığı gerçeğini değiştirmiyor elbette. :) İstanbul’u kuşatan karlara bakarken aklıma gelmiş, 10 yıl öncesinden bir anıyı paylaşmak istedim…

View my FriendFeed

BlogKüme