• HOME
  • HAYAT
  • OKUMALAR
  • DİNLEMELER
  • İZLEMELER
  • HAKKINDA

HAYAT

Şövalyelerin kanı mavi akar
13 May 2012
0

Şövalyelerin kanı mavi akar

by Erdal Kaplanseren
Orta Çağ döneminde, İngiltere’de yaygın bir inanışa göre soyluların kanları mavi imiş. Bu rivayetin pek çok farklı hikâyesi var. Alabildiğine beyaz tenli soyluların kan damarlarının belirgin biçimde görünmesi ve -aslında soylu olmayanlardaki gibi- damarların mavi ...
Hemzemin
29 Nis 2012
0

Hemzemin

by Erdal Kaplanseren
John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” adlı kitabındaki Lizbon bölümünde şöyle diyor: “Annem ağladığı zaman yüzünü benden başka bir yana çevirmeye çalışırdı. O ağlarken ben beklerdim, uzun bir trenin hemzemin bir geçitten geçip gitmesini beklediğim gibi.” Gerçekten de e...
Bazı aşklar geldikleri gibi giderler
27 Nis 2012
1

Bazı aşklar geldikleri gibi giderler

by Erdal Kaplanseren
Bazı şeyleri zaman birimleriyle ölçmeyecek kadar hayatı tanımaya başladığımızda, ruhumuzda bıraktığı tortuların farkına varıyoruz. Güzel bir film izlemek, bir roman okumak, ruhumuza bir şarkının değmesi, bir şiirin mermi gibi sıyırıp geçmesi. Nasıl geçip gittiği değil d...
Bir ömre kaç yalnızlık sığar?
13 Nis 2012
3

Bir ömre kaç yalnızlık sığar?

by Erdal Kaplanseren
Ben hiç yalnız kalmadım. Veya şöyle söyleyeyim, ben hep yalnızdım. Nasıl baktığımıza, yalnızlıktan ne anladığımıza göre değişiyor cevap. Korkunç bir şeydir kimileri için. Pek çok insan için ise hayat yalnızlıktan ibarettir. Sadece misafirler olur; gelirler ve giderler. ...
Hayat yaşayabildiğin kadardır
09 Nis 2012
5

Hayat yaşayabildiğin kadardır

by Erdal Kaplanseren
Öldükten sonra, “ne hayattı be!” diyebileceğimiz bir hayat yaşamak lazım. Dolu, hızlı, fişşek gibi. Kolay mı böyle bir hayat yaşamak? Hiç değil. Ellerimizi kirletmeden yapamayız bunu. Ve kolay olsaydı herkes yapardı. Çok zor da değil aslına bakarsanız. Sadec...
Paramparça
04 Nis 2012
1

Paramparça

by Erdal Kaplanseren
Hayattaki en acı verici şeylerden biri nedir biliyor musunuz? Hayal kırıklığı. Hiçbir merhem iyileştiremez derin bir hayal kırıklığının açtığı yarayı. En büyük ve onarılmaz hayal kırıklıklarını, en sevdiğimiz ve üzerlerine hayaller bina ettiklerimiz açar. Kırılma değil ...
Tedavülden kalkmış hayaller albümü
03 Nis 2012
0

Tedavülden kalkmış hayaller albümü

by Erdal Kaplanseren
Hayatta başarmak istediğimiz şeyleri ne sebeple yapmak istediğimizi, bunun gerekliliğini, eski bir kararın günlük hayatımızda hükmünün kalıp kalmadığını anlamak için boşluktaki yansımamıza bakmamız gerekiyor belki de. Çocukluk veya gençlik çağlarımızda bir şekilde kafam...
Koku
02 Nis 2012
0

Koku

by Erdal Kaplanseren
Sarılırken veya kulağına fısıldarken onu gizlice kokladığın, parfümünü içine çektiğin hiç olmadı mı?          ...
Fil sezgisi
02 Nis 2012
0

Fil sezgisi

by Erdal Kaplanseren
Yaşlı filler, kendi ölümlerini sezdikleri anda yola çıkarlar. Fil mezarlığına gider ve orada sonsuz uykularına yatarlar. İnsan dışında, ölümü hayattan ayırabilen yegane canlıdır fil. Fil mezarlığına sadece öleceğini sezen yaşlı filler gitmez. Genç ve sağlıklı filler, se...
Sarılma mesafesi
29 Mar 2012
2

Sarılma mesafesi

by Erdal Kaplanseren
Mesafelerin en kötü yanı ne biliyor musunuz? Ona sarılamamak, ona uzanamamak. İnsan sevdikleriyle her zaman sarılma mesafesinde olmalı. Birbirini uzun süre görmemiş iki dostun sarılışına tanık oldunuz mu hiç? Veya sizin uzun yıllardan sonra ilk karşılaşınca sımsıkı sarı...
Gece, hece, pencere
25 Mar 2012
0

Gece, hece, pencere

by Erdal Kaplanseren
Her pencerenin başka bir hikayesi var. Başkalarının gecesi, başkalarının ışıklarıyla pencerelerden taşıyor. İnsanlar sırlarını en çok gece karanlığında açık eder. Bilirler ki gece her şeyi affeder. Bu yüzden şairin dediği gibi, “bazı sözler karanlıkta söylenir, ba...
Özlemek ve unutmak
22 Mar 2012
0

Özlemek ve unutmak

by Erdal Kaplanseren
Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır. Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o g...
Mutsuz bir kahvaltı hazırlığı
18 Mar 2012
0

Mutsuz bir kahvaltı hazırlığı

by Erdal Kaplanseren
Büyük ihtimalle tek lokma bile yiyemeyecek. Sofraya koyacak. Öylece kalakalacak. Neden bu kadar direniyor ki kendisini bırakmamak için? Mutsuz, yorgun, şaşkın. Hayal kırıklığının taze kırıkları batıyor her adımında, orasına burasına. Gece birliktelerdi. Sabah kesin olar...
Hiçbir şey sıradan değildir
25 Şub 2012
0

Hiçbir şey sıradan değildir

by Erdal Kaplanseren
Bu akşam sokakta yürürken birden durdum. Hayatımdaki sıradan ama bana ait olan manzaraya baktım. Sonra düşündüm ve anladım ki aslında hiçbir şey sıradan değil ve biz ona anlamlar verdikçe bir parçamız oluyor. En basit, olası, dikkat çekmeye değmeyecek kadar kendi halind...
Aynanın karşısında
18 Şub 2012
0

Aynanın karşısında

by Erdal Kaplanseren
Banyolarda zaman mevhumu yitirilir. Aynalar kara delik gibi yutar ışığı ve zamanı. Aynalardan kimse kaçamaz. Şüphesiz, aynalar zaman konusunda acımasızdır. Yüzünüze tokat gibi vurur geçmişteki yüzlerinizi. Eskimiş bir yüz, sadace sahibine görünür. Yine aynalara sığınırı...
18 Şub 2012
0

Zamanın lekeleri

by Erdal Kaplanseren
Zaman çok iyi bir oyuncudur. Tuzaklar kurar, komplolar düzenler,  türlü oyunlarıyla sınar. Zamana karşı gelemeyiz. Sadece onun kollarına bırakırız kendimizi. Bir denizin suları çekildiğinde kalanlar, zamanın bıraktıklarına benzer. Bazen lekeler bırakır. Lekeler, geçmişt...
Küçük kediler neden ölmez?
07 Şub 2012
0

Küçük kediler neden ölmez?

by Erdal Kaplanseren
Romain Gary, bir romanında soruyor “küçük kediler neden ölmez” diye. Cevabı içinde gizli bu yazıda, büyümenin trajik yanına yapılan gönderme, satır aralarında okunabiliyor. Söylenen odur ki; tanrı, cenneti yaratırken küçük kediler için yer ayırmayı unutmuştu...
Duvarda kalan neyin gölgesi?
07 Şub 2012
0

Duvarda kalan neyin gölgesi?

by Erdal Kaplanseren
Taşınırken duvarlardan fotoğrafları, tabloları, takvimleri ve haritaları kaldırdığımızda bir iz kalır. Onulmaz bir gölge. Hiçbir boya silemez o izi. Tüm eşyaları çıkarıp boş eve son bir defa baktığımız o an, duvarların ortasında acısıyla tatlısıyla yaşananlar hızlıca ge...
Yeşil çimende söylenen şarkı
04 Şub 2012
1

Yeşil çimende söylenen şarkı

by Erdal Kaplanseren
RoleGreen Grass, Tom Waits, Uğur Uluocak
1997′de üst komşum, arkadaşım, meslektaşım Uğur Uluocak sayesinde tanıdım Tom Waits’i. 6 CD’sini vermişti bana. Kaydedip geri götürdüğümde, “sende kalmasını istiyorum” demişti. Aradan 6 yıl geçti, Uğur’u Kazakistan’da bir tırman...
30 Oca 2012
0

Fişleme komiklikleri

by Erdal Kaplanseren
Gün geçmiyor ki yeni bir fişleme vakasıyla karşılaşmayalım. Son olarak bugün gazetelere yansıyan bir “TÜBİTAK çalışanlarına fişleme” meselesi var.  1048 personel “ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” gibi etiketlerle fişlenmiş. Listede yer ...
Hey Tamburi Efendi
30 Oca 2012
0

Hey Tamburi Efendi

by Erdal Kaplanseren
Uzandım koltuğa. Ellerimi başımın altında kavuşturdum. Şimdi fark ettim, avizenin üç lambasından sadece birinin yandığını. Diğer ikisi kim bilir ne zaman bozuldu. Uzanmıştım koltuğa evet. Ellerimi başımın altında kavuşturmuştum ya. İşte o gün doğum günümdü. Yan odada Bo...
29 Oca 2012
1

Biliyor ama olsun, sen söyle yine de

by Erdal Kaplanseren
İnsan en çok sevildiğini, özlendiğini, âşık olunduğunu duymaya ihtiyaç duyuyor galiba. Bir beklenti duygusu ziyaret edip duruyor, belli zamanlarda. Güzel sözler hep yerine getiricidir. Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi, “aşklar da bakım istiyor”...
Babaanne evi: Bir rüyanın anatomisi
22 Oca 2012
1

Babaanne evi: Bir rüyanın anatomisi

by Erdal Kaplanseren
Amsterdam’da, kadim dostum Ufuk’un evindeyim. Evdeki lambalar kapalı. Dışarıdan gelen kısık akşamüstü ışığı, yarı örtülü perdelerin arasından sızarak içeri buyuruyor. Eski bir koltukta oturuyorum. Küçük sehpanın üstünde ne zaman oraya konduğunu bilmediğim bir fincan kah...
Sırt-zırh
19 Oca 2012
0

Sırt-zırh

by Erdal Kaplanseren
“Yatakta sırtını dönmenin yüzlerce yolu vardır. Çoğu davet edicidir, bazılarıysa ruhsuz. Bir de yanılgıya pay bırakmayacak şekilde uzaklaşmayı ifade eden bir sırtını dönmeden söz edebiliriz. ” diyor John Berger bir yazısında. Böyle zamanlarda, sırt kemikleri...
Senza fiato
19 Oca 2012
0

Senza fiato

by Erdal Kaplanseren
İtalya’nın kuzeyinde, Bastiglia’da sabahın erken saatleri. Duman tüm ağırlığıyla çökmüş şehre. Hava eksilerde. Kaldığım köhne otelin kapısından adımımı attığımda, sokaklarda tek bir otomobil ve insanın olmaması beni şaşırtmıyor. Beni şaşırtan, bu ölü şehirde ne aradığım...
Karton bardak
19 Oca 2012
0

Karton bardak

by Erdal Kaplanseren
İki sene önce, bir arkadaşımla Starbucks’ta buluşmak üzere sözleşmiştik. İşim tahminimden uzun sürdüğü için bir saat kadar geç kaldım. Uçağa yetişmek zorunda olduğu için beni daha fazla bekleyemedi. Mekana vardığımda, dışarıdaki boş bir masada, üzerinde onun ismi yazılı...
Bir yolculuk, ona karar verdiğiniz an başlıyor
03 Oca 2012
1

Bir yolculuk, ona karar verdiğiniz an başlıyor

by Erdal Kaplanseren
Çok az insan gezmeyi sevmez. Seyahat etmeyi, yolun kendisini sevmek ise bir başka tutku. İş veya zevk için yaptığım seyahatlerde belli hazırlıklarım oluyor herkes gibi. En önemli parçası ise bu seyahatin içine başka yolculuklar ekleyebilir miyim yönünde oluyor. Birkaç g...
Çocuk yalnızlığı
31 Ara 2011
2

Çocuk yalnızlığı

by Erdal Kaplanseren
Bir çocuğun içindeki yalnızlığı kimse anlayamaz. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve o zamanlar bu yalnızlığımızın fark edilmesini isterdik. Ruhumuzda gezindiğini fark ettiğimiz fakat adını koyamadığımız bu durumu yakınımızdaki insanların kendiliğinden anlamasını beklerdik...
29 Ara 2011
1

Bin özür, bir özrü kapatmaya yetmez bazen

by Erdal Kaplanseren
Özür dilediğimizde, “bunu bir daha yapmayacağım”ızın da sözünü veririz değil mi? Özrün içinde söz de bulunmalı. İki kelimede, “özür dilerim”in içinde üzüntü de, pişmanlık da, söz de var. Olmalı! Diğer halde, dilenen her bir özür, başlı başına bir “özür” olur....
25 Ara 2011
1

Bildiğiniz bir şey

by Erdal Kaplanseren
Size bildiğiniz bir şey söyleyeyim mi? İnsanların çoğu sahici aşka aç, sahici aşka susamış durumda. Çünkü o sahici aşkı henüz yaşamadıklarını biliyorlar. Yaşamadan nasıl bilebilirler öyle bir şeyin var olduğunu? Biliyorlar işte! Bu yüzden mutsuzlar, umutsuzlar, buruklar...
Page 1 of 3123

Bu blog’da, ben Erdal Kaplanseren’in hayatına konuk olacaksınız. Belki de ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, solda akmakta olan yazılara tıklayıp açmak ve diğerleri için kategorileri veya en alttaki sayfa numaralarını tıklayarak hayata, insanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar.
İyi eğlenceler…

Son Yazılar

Şövalyelerin kanı mavi akar
Mayıs 13, 2012
Hemzemin
Nisan 29, 2012
Bazı aşklar geldikleri gibi giderler
Nisan 27, 2012
Bir ömre kaç yalnızlık sığar?
Nisan 13, 2012
Hayat yaşayabildiğin kadardır
Nisan 9, 2012
Paramparça
Nisan 4, 2012
Tedavülden kalkmış hayaller albümü
Nisan 3, 2012
Koku
Nisan 2, 2012
Fil sezgisi
Nisan 2, 2012
Sarılma mesafesi
Mart 29, 2012

Popüler Yazılar

Daha dün, yirmi yaşındaydım
10 Comments
Babadan harçlık almak
6 Comments
Hayat yaşayabildiğin kadardır
5 Comments
Özel hayattan insan silmek
4 Comments
Bir çocukta bir kadın hayaleti
4 Comments
Yeni evde ilk gece
4 Comments
Yarısı içilmiş bir ufak rakı
4 Comments
Bir kitabı yeniden yazmak
4 Comments
Bir çiçek dükkanım olsa
4 Comments
Su başında durmuşuz çınarla ben
3 Comments

Popüler Yazılar

Daha dün, yirmi yaşındaydım
10 Comments
Babadan harçlık almak
6 Comments
Hayat yaşayabildiğin kadardır
5 Comments
Özel hayattan insan silmek
4 Comments
Bir çocukta bir kadın hayaleti
4 Comments

Son Yazılar

Şövalyelerin kanı mavi akar
Mayıs 13, 2012
Hemzemin
Nisan 29, 2012
Bazı aşklar geldikleri gibi giderler
Nisan 27, 2012
Bir ömre kaç yalnızlık sığar?
Nisan 13, 2012
Hayat yaşayabildiğin kadardır
Nisan 9, 2012

Son Yorumlar

  • Bazı aşklar geldikleri gibi giderler için ayşenur yalçınkaya
  • Hayat yaşayabildiğin kadardır için Cem Kafadar
  • Bir ömre kaç yalnızlık sığar? için serap aydın
  • Bir ömre kaç yalnızlık sığar? için Erdal Kaplanseren
  • Hayat yaşayabildiğin kadardır için Erdal Kaplanseren

Kategoriler

  • DİNLEMELER
  • HAYAT
  • İZLEMELER
  • OKUMALAR
© Copyright 2012, Erdal Kaplanseren