18.02 2012
Banyolarda zaman mevhumu yitirilir. Aynalar kara delik gibi yutar ışığı ve zamanı. Aynalardan kimse kaçamaz.
Şüphesiz, aynalar zaman konusunda acımasızdır. Yüzünüze tokat gibi vurur geçmişteki yüzlerinizi. Eskimiş bir yüz, sadace sahibine görünür.
Yine aynalara sığınırız. Bize biraz değişmemiz için izin verir. Göz yumar gençleşmemize.
Her ne olursa olsun, aynalar arkadaştır. Yoksa siz hiç, bir aynanın karşısında durup ağlamadınız mı?
read more 18.02 2012
Zaman çok iyi bir oyuncudur. Tuzaklar kurar, komplolar düzenler, türlü oyunlarıyla sınar.
Zamana karşı gelemeyiz. Sadece onun kollarına bırakırız kendimizi. Bir denizin suları çekildiğinde kalanlar, zamanın bıraktıklarına benzer.
Bazen lekeler bırakır. Lekeler, geçmişten miras yaralarımızdır. İşin tuhaflığı burada devreye girer: Zamanın açtığı yaraların ilacı, yine zamandır.
read more 07.02 2012
Romain Gary, bir romanında soruyor "küçük kediler neden ölmez" diye. Cevabı içinde gizli bu yazıda, büyümenin trajik yanına yapılan gönderme, satır aralarında okunabiliyor. Söylenen odur ki; tanrı, cenneti yaratırken küçük kediler için yer ayırmayı unutmuştur. Bu sebepten, tanrı küçük kedilerin ölmesine izin vermez.
read more 07.02 2012
Taşınırken duvarlardan fotoğrafları, tabloları, takvimleri ve haritaları kaldırdığımızda bir iz kalır. Onulmaz bir gölge. Hiçbir boya silemez o izi.
Tüm eşyaları çıkarıp boş eve son bir defa baktığımız o an, duvarların ortasında acısıyla tatlısıyla yaşananlar hızlıca geçip gider belleğimizin denizinden, sessiz bir yelkenli gibi. Neşeli hafta sonu kahvaltılarının kahkahaları, sonu sevişmelerle biten kavgaların yüksek perdeden bağırışları, yalnızlıklar, hüzünler, kabuslar, kalabalıklar capcanlı durur sıvanın yüzeyinde.
Çerçevelerin altından çıkan gölgeli izin içine, o duvarların şahit olduğu hatıralar gizlenmiştir. O evden taşınırken bırakırız duvarda. Bilerek ve görerek.
read more