Kısa süre önce, yakın bir dostum, aşık olduğu kadının “gidiyorum” sözüne “gidene dur denmez” karşılığını verdi. Ve kız, söylediğini yaparak gitti.
Aşık olduğunuz insan “gidiyorum” dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur diyin, kal diyin, gitme diyin. Doğru, “git” bazen “gitme” demektir. Mamafih aşklar bazen metafor kaldırmıyor. İçinizden ona gitme demek geçiyorsa, bunu içinizde tutan sebep ne olursa olsun, aldırış etmeden söyleyin ona.
Dur diyin yeter ki. Bu haykırışınıza elveda ile karşılık verecektir yüksek ihtimalle. Olsun, siz yine de söyleyin. İçinizde kalmasın. Ömrünüzü kalanında, “gitme deseydim” diye uyanmadığınız tek bir gün bile olmayabilir. Her gün sizi ziyaret edip içinizi sızlatacak bu pişmanlıkla karışık merakın telafisi yok ne yazık ki.
Gidişini kabullendiğiniz an, artık hiçbir şey onu geri getiremeyecektir. Çünkü önce içinizden çıkıp gitmiştir. Onu içinizde yolculadıktan sonra, gitmemesi veya dönmesi de bir işe yaramayacaktır.
2 Responses for "Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek"
Yazı çok güzeldi.. Gitme’ler zor.. “Gitme” türkçenin en yaralayıcı kelimesi..
Geçen sene gitmevakti.com diye bir edebiyat sitesi açmıştım. Sitenin açılış yazısı şöyleydi:
“Gitmek.. Benim için kelimelerin, eylemlerin; en hüzünlüsü, en zoru.. Bu yüzden bu edebiyat sitesinin adını “Gitme Vakti” koyduk.. Hatta sitenin adına beraber karar verdiğimiz dostum da gitti.. Ya da ben gittim, bilmiyorum.. Ne fark eder ki, gitmelerin her türlüsü zor geliyor insana..
Çok çeşitlidir “gitme”ler.. Bazen en sevdiğiniz, adeta parçanız olan insan gider sizden uzaklara.. “Gitme” bile diyemezsiniz.. Bilirsiniz ki “gidecektir gitmekte olan..” Kelimeler artık hiçbir şeyi değiştiremez.
Bazen de giden siz olursunuz. En sevdiğinizi bırakırsınız geride. Belki tek ihtiyacınız olan sevdiğinizden “Gitme” kelimesini duymaktır. Çünkü bitmeye yüz tutmuş bir aşk; içi boşalmış bir “seni seviyorum”dan çok daha fazla ihtiyaç duyar “gitme” kelimesine.. Ama duyamazsınız sevdiğinizden “gitme”yi.. Gidersiniz.. Giderken sevdiğinizi de götürürsünüz aslında.. En çok burada zorlanırsınız ama o bunun farkına varamaz..
Bazen de kendinizi bırakıp gitmek istersiniz. Ama kalbiniz git derken ayaklarınız kalmanızda ısrar eder. Çoğu zaman da ayak kazanır. Hiçbir yere gidemezsiniz.
Dediğim gibi.. Bu kelimenin her türlüsü hüzünlü.. Gitmek, gidememek, gitme diyememek..
İşte bu yüzden şimdi “Gitme Vakti…” “
Okuduğumda bundan 2,5 yıl önce yaptığım bir telefon görüşmesi canlandı hayalimde. “Gidiyorum.” diyene “Senin kararın saygı duyarım.” demiştim. Ve gitti. Ama ardından sızısı kaldı tam 2 yıl boyunca, her zaman da düşündüm ya “Gitme” deseydim ne olurdu diye? Aslında biliyorum sonuç değişmezdi ama insanın içi sızlarken sanki her şey değişirmiş gibi geliyor.
Leave a reply