Blog

Archive - June 2010

18.06 20102

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

By: Erdal Kaplanseren Categories:Hayat

Sade bir yaşanmışlık, kazara "anı" olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir "hatıra" olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki de hatırlamak. Yaşadınız, geçti (geçti sandınız veyahut) sonra ansızın içinizde zaman ayarlı bombalar patladı. Bazı hatıralar kendini çok zaman sonra belli eder. Aklınıza getirmediğiniz -atlattığınızı sandığınız her ne ise- bir zaman sonra bir yerlerden çıkıp gelir ya... Uzak bir yere bıraktığınız (bırakmak zorunda kaldığınız) kedinizin sizi bulması gibidir. Hatıralar da gelip sizi bulur. Korkmayın onlardan. Çünkü size aitler. Bazı yaralar yıllar sonra kendini belli eder. Çok çok yıllar sonra. Bazı yaraları ise ilk açıldığında anlarsınız; ömrünüzün sonuna kadar sızlayacaktır, izi kalacaktır. Kendine en az birkaç hatıralık yer ayırmıştır. Bundan eminsinizdir.  

read more
08.06 20102

Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek

By: Erdal Kaplanseren Categories:Hayat

[caption id="attachment_839" align="alignleft" width="300" caption="Gidişini kabullendiğiniz an, artık hiçbir şey onu geri getiremeyecektir."][/caption] Kısa süre önce,  yakın bir dostum, aşık olduğu kadının "gidiyorum" sözüne "gidene dur denmez" karşılığını verdi. Ve kız, söylediğini yaparak gitti. Aşık olduğunuz insan "gidiyorum" dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur diyin, kal diyin, gitme diyin. Doğru, "git" bazen "gitme" demektir. Mamafih aşklar her zaman metafor kaldırmıyor. İçinizden ona gitme demek geçiyorsa, bunu içinizde tutan sebep ne olursa olsun, aldırış etmeden söyleyin ona. Dur diyin yeter ki. Bu haykırışınıza elveda ile karşılık verecektir yüksek ihtimalle. Olsun, siz yine de söyleyin. İçinizde kalmasın. Ömrünüzü kalanında, "gitme deseydim" diye uyanmadığınız tek bir gün bile olmayabilir. Her gün sizi ziyaret edip içinizi sızlatacak bu pişmanlıkla karışık merakın telafisi yok ne yazık ki. Gidişini kabullendiğiniz an, artık hiçbir şey onu geri getiremeyecektir. Çünkü önce içinizden çıkıp gitmiştir. Onu içinizde yolculadıktan sonra, gitmemesi veya dönmesi de bir işe yaramayacaktır.

read more
07.06 20101

Rain Dogs

By: Erdal Kaplanseren Categories:Hayat

Her yağmurdan sonra, elektrik direklerine bıraktıkları izler kaybolduğu için yolunu kaybeden sokak köpekleri, biçare serseriler gibi ortalıkta dolaşıp acı acı havlar. İki gündür İstanbul'da yağmurun hükümdarlığı sürüyor. Bu son yağmurlar, ömrümde ilk defa bana kendimle ilgili bir şeyi fark ettirdi. Ben de yağmur köpekleri gibi, her uzun yağmurdan sonra yolumu kaybediyorum, kendi içime gömülüyorum, ruhumu ve bedenimi bir yalnızlığa salıyorum. Tom Waits'in Rain Dogs albümünde, yağmurda izlerini kaybeden adamlar için bir şarkı var. Bu şarkıyı dinleyin ve hatta izleyin. O izler çoktan silindi. Yeni izler bırakmak için yağmur sularının çekilmesini beklemem lazım. Yollar, kaldırımlar ve elektrik direkleri kuruduktan sonra, tekrar tekrar işaretlemek için bol vaktim olacak. Sonraki yağmura ve huzursuzluğa kadar.  

read more
07.06 20100

Kaldırımda yürümek

By: Erdal Kaplanseren Categories:Mevzu

Yeni şehirlerin kaldırımları, binaları gibi eksik ruhlu. Eskiliği korunmuş şehirlerin kaldırımları ise sizlere hikayeler sunar. O kaldırımlarda elleriniz cepte, bir şarkı tutturup adımlarınızı kolaylaştırabilirsiniz. İstanbul'un kaldırımları genellikle dar, hasarlı, gereğinden yüksek , ayrıca otomobil ve dükkanların işgali altında. Sıklıkla kaldırımdan yola inmeniz gerekir. Üstelik ne yazık ki insanımız, -çoğunlukla- trafikte nasılsa kaldırımda yürürken de öyle. Anlayışsız, kaba ve bencil. Otomobille yol vermeyen, yaya iken neden yol versin ki? Medeniyetin göstergesi işte böyle yaşamsal detaylarda gizli. Kaldırımlar benim hikaye alanlarım. Herhangi bir yön belirlemeden gezip durduğum zamanlar var. Örneğin dün. Sağanak yağmur henüz sona ermiş, yol kenarlarından akmaya ve çatılardan dökülmeye devam ederken kendimi sokağa attım. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm.  

read more

    San Fran.

    19:33

    Istanbul

    21:33