ÇOK BİRİKTİRDİĞİMİZ, yıllarca farkında olmadan çoğalttığımız bir kendini bırakma ihtiyacı vardır ya hani; bilmeden taşımışızdır. İşte orada, yani tam da o sarsılarak, boğularak, ölerek, çıldırarak ağlamada hissedilen bir garip huzur vardır. İç dökmenin bitimine doğru, derin iç çekme, tertemiz bir nefes alma sırasında… Bu bahsettiğim hüzünle karışık huzur var ya, öylece, ansızın gelip geçer içimizden. Biraz daha dursun isteriz, durmaz gider. Vakti yoktur.
(more…)
LİZBON’DA ŞEHİR turu yapan tramvaylar çok şey anlatır. Tüm diğer tramvaylar gibi… Hep başka yerlerden geçecekmişçesine izlersiniz etrafı. Camını üste doğru kaldırıp başınızı camdan uzatırsınız, okyanustan gelen rüzgarın tuzlu ve yosun kokulu esintisi yüzünü okşar. Sanki uzak adalardan selam getirmiştir bu rüzgarlar. (more…)